5 Adımla Big Data’nın Değiştirdiği Pazarlama Taktikleri

0

Marketin dünyasının yeni oyunu Big Data ve kişiselleştirme. Fashion System’ın ilk sayısında Farfetch CEO’su Jose Neves ve Stitch Fix kurucusu Katrina Lake’in de üzerinde durdukları bir konu vardı. Kişiselleştirme. İşin aslına bakarsanız sadece bu iki isim değil, lüks sektöründe hemen hemen herkes savunduğu şey de bu. Algoritmalar ve big data, Amazon’dan Spotify’a, Netflix’ten Yemeksepeti’ne hep karşımıza kişisel listeler çıkarıyor. Peki, kişiselleştirme çağı markaların makro ölçekteki pazarlama stratejileri nasıl etkileyecek?

1. Mikro pazarlama

Bir örnek verelim. Sephora online alışveriş yaptığınız zaman adınıza özel bir mektup da gönderiyor. Seçtiğiniz ürünün faydalarını ve eğer cildinizde bir sağlık probleminiz varsa bunun nedenlerini ve nasıl daha sağlıklı olabileceğinize dair notlar eklemeyi de ihmal etmiyor.

2. Özel hissetme algısı

Aslında bu da mikro pazarlamanın devamı niteliğinde. Bazı markalar müşterisiyle kurduğu ilk iletişimin sırasında onlara bir anket iletiyor. Çıkan sonuç ve beğenilerin özelinde sadece o spesifik kullanıcıya özel bir ürün hazırlıyor. Burada iki unutulmaması gereken madde ise: Marka doğru soruyu sormalı, müşteri cevabı geçiştirmeden vermeli.

3. Butik markaların yükselişi

Louis Vuitton gibi lüks bir moda evinin, ya da L’Oreal gibi kozmetik devinin data toplaması kolay gibi gözükse de bunları işlemesi kolay değil. Aksine daha küçük topluluklara hitap eden markalar içinse bu durum avantajlı.

4. Etik konusunun yeniden gündeme gelmesi

Bu noktada kullanıcı şartları devreye giriyor. Size sunulan maddeleri iyi okumanız şart. Verdiğiniz bilgiler kolayca üçüncü partilerin eline geçebiliyor. Yine de kimse bile isteye verdiği bilgilerin üçüncü partilere satılmasından hoşlanmaz.

5. Zaman kazanma

Dünyanın birçok yerinde düzenlenen lüks konferanslarının odak noktasında çanta ya da ayakkabılar yok. Günümüzde zamanın en büyük lüks olduğu her yerde konuşulur oldu. Bir daha herhangi bir bakım ürünü ya da kıyafet alacağınız zaman en uygun seçeneği aramak için vakit kaybetmenize gerek kalmayacak. Markalar da bunu bildiğinden en fazla PR girişimini zaman kavramı üzerinden yapacak.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here