Alışveriş Merkezleri Değişiyor

0

Bildiğimiz alışveriş şekli değişti. Yıllar yıllı, nakaratlarıyla bir anda bizi içine çeken yüksek sesli pop müziklerle çok katlı mağazalardaki bölümler ve marketlerin reyonları arasında mekik dokuyup durduk. Ancak dünyanın her iki ucunda kullanılan iki farklı yöntem hem alışveriş merkezlerinin hem de klasik mağazacılık anlayışının değiştiğini gösteriyor. Amerika Birleşik Devletleri, sonucunda insan hakları tartışmalarının döndüğü yeni dijital sistemler geliştirirken, Uzak Doğu ülkeleri kendi geçmişlerinden ilham alarak insani değerleri, duyguları ve deneyimleri vurgulayan yöntemlere sığınmış durumda. Bu son dediğimiz kulağa romantik mi geldi? Aslında sonuç yine pop müzik etkisiyle sizi markette daha uzun süre tutma dehasından farksız.

Yöntem 1

2025’e kadar lüks tüketim grubunda alışverişin yüzde 25’inin online ortamlarda gerçekleşeceği konuşulurken Amerika Birleşik Devletleri’nde bazı alışveriş merkezleri ve mağazalar müşterilerini çekebilmek adına yeni yöntemler kullanmaya ve pazara tanıtmaya başladı.

Kozmetik zinciri Sephora yeni bir Bluetooth sistemi geliştirerek mağazalarını ziyaret eden müşterilerinin telefonuna ulaşıyor ve promosyonlar hakkında bilgi mesajları gönderiyor ya da telefonlarında ürünleri hakkında reklamların belirmesini sağlıyor.

Rebecca Minkoff’un dijital aynaları

Ürün skalasını ulaşılabilir lüks başlığı altında toplayan Rebecca Minkoff ise soyunma odalarına interaktif aynalarla donatmış. Peki nedir bu interaktif aynalar? Denemiş olduğunuz ürünün diğer kıyafetlerle nasıl durabileceğini görmeniz için geliştirilmiş bir sistem. Karşınıza çıkan görüntüler de oluşturacağınız profile kaydediliyor aynı zamanda.

Walmart ve Target gibi daha mass market zincirler ise henüz yayına almasalar da yüz tanıma sistemini geliştirdiler. Aslında bunun sebebi şimdilik daha çok kriminal vakaları önlemek. Daha önce marketten ürün çalanları, ya da Ocean’s 8 filminde karşımıza çıkan bir yöntemde de olduğu gibi mağazada duran ürünleri iadeymiş gibi gösterip geri ödeme alan isimleri önceden belirleyebilmek.

Klasik ve geleneksel yöntemlerle alışverişin devam ettiği bu “tuğla ve duvar” sistemi aslında dijital çağı yakalamanın peşinde.

Data toplama ve yüz tanıma gibi sistemler her ne kadar birçok sivil savunma kuruluşunu ayaklandırsa da mağaza ve marka yöneticileri kullanılacak ya da işlenecek datalara bir kısıtlama getirerek kişisel alana yapılan saldırının önlenebileceğini de söylüyor. Elbette bilindik hukuk protokolleri, yasalar kısa süre sonra data kullanımı ve dijital kimlik gibi temalar göz önünde bulundurularak yeniden hazırlanacaktır.

Yöntem 2

İşler Uzak Doğu’da biraz daha değişik. Mesela Şangay’da dört hektarlık bir alana yayılan Shangai Village aslında bir outlet olmasına rağmen 200 tane ağaçla donatılmış. Art Deco tarzında inşa edilmiş ve lounge alanlarında yine bu tarzla uyum içerisinde olan sanat eserleri asılmış. Kullanılan işler bir galeri algısı oluşturduğu için alışveriş merkezinin belli bölümlerinde kimi zaman bağımsız event’ler dahi düzenlenebiliyormuş.

COEX Alışveriş Merkezi’ndeki okuma alanı

Seul’deki COEX Alışveriş Merkezi’ndeki lounge alanlarında toplamda 50,000 adetten oluşan kitap ve dergi arşivi görmek mümkün. Rahatça okuyabilmek için özel kanepeler ve masalar dahi eklenmiş.

Value Retail isimli platformdan Scott Malkin şöyle diyor: “Savaş bitti. Kazanan taraf ise Alibaba. Bu da tuğla ve duvar sistemindeki geleneksel alışverişin artık sadece ürün satmak üzerine kurulamayacağı, daha çok, iyi bir marka algısı yaratmak üzerine kayması gerektiği ve kayacağı anlamına geliyor.”

Alışveriş merkezleri öldü, çok yaşa alışveriş merkezleri!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here