Dünyadan İlham Veren Markalar: Else

0

Fashion System her hafta yerel moda endüstrisinin dinamizmine güç katan, Türk moda endüstrini genç formülle güncelleyen bir tasarımcıyı ağırlıyor. Serinin bu haftaki konuğu ise Else markasının yaratıcısı Ela Türkay.

Röportaj: Barış Çetin

Else’in bir iç çamaşırı markası olarak yola çıkma hikayesi nedir?

Çocukluğumdan beri iç çamaşırına hep özel bir ilgim vardı. Bence çok kişisel ve özel bir deneyim. Amerika’dan döndükten sonra aile işimizde çalışıyordum. İç çamaşırı sektörüne yakındım. ‘‘İstanbul’da neden güzel bir iç çamaşırı markası yok. Keşke böyle bir marka olsa da kadınlara ulaşsam’’ diyerek başladım işe. Kısa zaman sonra Türkiye’de başarılı olma şansımın çok düşük olduğunu deneyimledim, ve hiç düşünmeden rotayı ABD’ye çevirdim. Dünyanın en büyük tüketici pazarında bir şekilde var olmam gerektiğini düşündüm. Burada başarılı olursam, buradan her pazara zorlanmadan girebileceğimi düşündüm.

İlk mağazanızı Los Angeles’ta açtınız. ELSE’in kimliğiyle fazlasıyla örtüşen bir şehir… Peki Türkiye’den Los Angeles’a nasıl ulaştı marka?

Beş yaşına kadar Los Angeles’ta büyüdüm. O yüzden Los Angeles’la özel bir bağım var galiba. Bunun seçim yaparkenki tarafsızlığımı etkilediğini itiraf etmem lazım. Şu anda da Los Angeles’taki hayat tarzı; birçok farklı kültürün bozulmadan ve çarpıtılmadan bir araya gelmesi hoşuma gidiyor. Bu açıdan biraz kendi topraklarımızı andırıyor.

İç çamaşırı üretimi teknik ve materyal açısından nelere dikkat etmeyi gerektiriyor peki?

İç çamaşırı teknik ve üretim açısından oldukça zor bir bölüm gerçekten. Çok fazla detay ve bir noktada mühendislik gerektiriyor. Her materyalle istediğinizi, hayalinizi gerçekleştiremiyorsunuz. Biz genel olarak teknik özelliği yüksek ama aynı zamanda da estetik açısından markanın modern bakışını yansıtan danteller ve mesh’ler kullanmakı seviyoruz. Süngerli yani kaplı sütyen yapmıyoruz; çünkü bu ürünün uzun süre insan teninde taşınmasının sağlıklı olduğunu düşünmüyoruz. Yediğimiz, içtiğimiz için bu kadar özen gösterirken, tenimizle sabahtan akşama kadar temas eden bir ürünün de aynı özenle seçilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Türkiye çok büyük ve gelişmiş bir ülke olmasına rağmen, markalaşma ve global bir oyuncu olabilmek için çok zor bir yer.

Atölyeniz İstanbul’da. İstanbul’dan dünyaya açılan bir iş sürecini nasıl yönetiyorsunuz? Global işleyişte nasıl bir organizasyonunuz var?

Atölyemiz İstanbul’da. Bundan da keyif ve gurur duyuyoruz. İş açısından Türkiye maalesef çok kolay bir coğrafya değil. Bürokrasiden, korumacı politikalardan çok sıkıntı çekiyoruz. Türkiye çok büyük ve gelişmiş bir ülke olmasına rağmen, markalaşma ve global bir oyuncu olabilmek için çok zor bir yer. Hiçbir üreticiye adetlerimizi beğendiremiyoruz. Yeni çıkmış bir markanın üreticilerin minimumlarında kumaş alıp dünyayla rekabet etmeye çalışması bence imkansız gerçekten.

Global bir marka olmak tasarım ve pazarlama stratejilerinize nasıl etki ediyor? Neticede çok geniş ve çeşitli bir kullanıcı kitlesi var önünüzde… 

Hitap etmek istediğimiz kesimi belirledikten sonra hem tasarım hem de pazarlama stratejilerimizi bu hedef kesime göre yapıyoruz. Yani kısacası bir segmentasyon yapıyoruz. Her kesime ve her kadına hitap etmemiz pek mümkün değil. Else kadınını tanımak için yabancı ve bizi çok iyi anladığına inandığımız bir ajansla uzun süreli bir çalışma yaptık. Bunu yaparken de markalaşma konusunda deneyimli bir arkadaşımız bize çok yardımcı oldu. Else kadınını kafamızda canlandırıp bu kadını detaylıca tanımladık ve çizgimizi bu kadının beğenisini kazanmak adına yönlendirmeye başladık.

‘I Made Your Clothes’ kampanyası ile Fashion Revolution’ın bir parçası oldunuz. Bu proje neleri kapsıyor ve bu projede yer almak sizin için neden önemli?

Bu proje bizce çok önemli ve anlamlı bir hareket. Tüm dünyada belki de dünyayı en çok kirleten, vahşi ve kontrol edilemez tüketimi tetikleyen moda ve tekstil sektöründe insanların uyanması, duyarlılık kazanıp bir şeylerin değişmesi için motive olmasını sağlayan bir hareket.

Aslında adı üzerinde bir ‘’devrim’’. Yeni nesil, yedikleri yemeğin, giydikleri kıyafetin etrafındakilere ve dünyaya nasıl bir etki yaptığını merak eden, öğrenmek isteyen çok dinamik bir yapıya sahip. Bu da markaları üretim koşullarını tüketiciyle paylaşarak, bir saydamlık içerisinde çalışmaya zorluyor elbette.

Biz de Else olarak küçük cüssemize rağmen hem içinde yaşadığımız yerel ekonomiye istihdam, iş kültürü, sağlıklı ve elverişli bir ortam sağlayarak destek olmakta ve ülkemizin gelişmesine katkıda bulunmakta hem de bizimle birlikte çalışan insanların kişisel ve mesleki gelişimleri için yeni fırsatlar yaratmaktayız. Bu da bizi mutlu ediyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here