Fashion System her hafta yerel moda endüstrisinin dinamizmine güç katan, Türk moda endüstrini genç formülle güncelleyen bir tasarımcıyı ağırlıyor. Serinin bu haftaki konuğu ise tasarımlarını dünyaca ünlü yıldızların da üzerinde görmeye başladığımız Tuğcan Dökmen.

Röportaj: Barış Çetin

Öncelikle Royal College of Art mezuniyet töreninde sergilediğiniz koleksiyon Amerikan, İngiliz ve Fransız Vogue’ları gibi dünyaca ünlü moda yayınları tarafından büyük ilgiyle karşılandı. Bu koleksiyonu hazırlarken nelerden yola çıktınız? Ve sizce, koleksiyonun bu uluslararası başarısının altında yatan en önemli sebepler nedir?

Central Saint Martins’deki lisans koleksiyonum, DVF ve Chalayan’ın yanında tasarım asistanlığı yaptığım dönemden ilham alarak hazırladığım bir koleksiyondu. Royal College’daki master koleksiyonum da lisanstaki çalışmalarımın devamı gibiydi. Master mezuniyet koleksiyonumun ana teması Türk erkeklerinin her yaz severek giydiği regarenk çizgili polo tişörtlerdi. Havalar ısınır ısınmaz her yaştan, farklı politik görüşteki erkeklerin, rengarenk çizgilerin dalgalanan bayrağı altında buluşması, bazılarının maço görüntüleri ile birleşince sevimli, zıt bir görüntü oluşturuyor. Bana hep maço gelen polo tişörtleri daha feminenleştirmek için saydamlaştırmaya başladım ve 20 kata kadar farklı tonlardaki tülleri kat kat üst üste koyarak geleneksel baskı yöntemlerini kullanmadan, ombre tekstille bir illüzyon yarattım. Ayrıca geleneksel boncuk işlemelerini kendimce modernleştirerek 3D bastığım vücuda oturan büyük boncuklar hazırlayarak hem deneysel hem de uçuşan, romantik ve dinamik bir koleksiyon hazırlamaya çalıştım. Tasarım okulunun sunduğu ortam istediğiniz gibi deneye yanıla, eğlenerek, giysileri satacağınız piyasayı düşünmeden gönlünüze göre bir vizyon yaratmanızı sağlıyor. Medyanın gözü özellikle Londra tasarım okullarından yeni mezun olanların üzerinde oluyor, ilgi gösteriliyor, çünkü yeni mezun olan öğrenciler endüstrinin finansal beklentilerini karşılamak derdinde olmadıkları için yeni, risk alan, heyecan verici işler çıkarıyorlar. Yarattığınız özgün tarzınızı moda sektöründe çalışmaya başlayınca kaybetmemek zor bir iş.

Biraz daha geçmişe gidelim: bir tasarımcı olmaya nasıl karar verdiniz ve bu kararınız sizi nerelere götürdü?

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. Annem-babam üniversitede profesör; akademisyen bir aileden geliyorum. Ailemde modaya ilgi duyan kimse yok ama genel olarak özgür ve yaratıcı bir ortam sunuldu bize. Küçükken resime olan ilgim ailem tarafından teşvik edilince zamanla moda tasarımı tutkusuna dönüştü, saplantı haline geldi.

Spice Girls’ün de bir etkisi olmuş olabilir. Beş farklı tarzdaki kadından esinlenerek ben de kendi kadınlarımı çiziyordum; farklı farklı giysiler giymiş birbirinden özgün tarzlar… Sanırım, küçük bir kız olarak aslında büyüyünce nasıl bir kadın olacağıma karar vermeye çalışıyordum. Büyüdüm ama hâlâ tasarımlarımla aramda bir mesafe hissediyorum, hala sanki tasarladıklarımı giyecek yaşa gelmemişim gibi hissediyorum. Giysi tasarlamak, giymekten daha çok mutlu ediyor beni. Tasarımcı olma kararım beni 17 yaşımda, liseden hemen sonra tesadüfen başvurduğum Central Saint Martins’e, Londra’ya götürdü.

İngiltere’de genç tasarımcılara destek olan birçok organizasyon ve başarılı bir sistem var, Türkiye’nin tekstil gücüne bakarak bizde de tasarımcılara destek olan bir sistem olmalı diyorum.

Türkiye’de doğup büyümüş biri olarak markanızı Londra’dan çıkarmanın sizin için ne gibi zorlukları oldu? Bu çokkültürlülük markanıza nasıl yansıyor sizce?

Bütün ailem Türkiye’de olduğu için sıfırdan başlayıp yeni bir çevre oluşturdum; iletişim ağınızı genişletmeniz gerekiyor. Londra’da doğmuş büyümüş birisine nazaran daha az desteğiniz var, koleksiyonu bitirmek için gece gündüz çalışırken fazladan yardım için arayabileceğiniz teyzeniz, halanız yok. Kendi kendinizi sürekli motive edip desteklemeniz lazım. Hatırlı dostlar edinmek de zaman alıyor, arkadaşlar aileniz oluyor. Avrupa Birliği vatandaşı olup olmamak da işin politik kısmı, tartışmalı olarak bazı yarışmaların ve genç tasarımcılara verilen fonların sonuçlarını etkilediği söyleniyor… Ama bu azim de işinize farklı bir boyut katıyor. İngiltere’de genç tasarımcılara destek olan birçok organizasyon ve başarılı bir sistem var, Türkiye’nin tekstil gücüne bakarak bizde de tasarımcılara destek olan bir sistem olmalı diyorum.

Tasarımlarınızı Lily Allen, Jorja Smith gibi dünya starlarının üzerinde gördük. Bu ünlü isimlerle yollarınız nasıl kesişti?

Róisín Murphy ve Frances Bean Cobain benim için bu listenin başında. Çalıştıkları ekip ve stilistler işlerimi takip ediyorlar. Sosyal medya sayesinde de tasarımcı ve sanatçı çevrem genişlemeye devam ediyor.

Bir koleksiyonun tasarım süreci nasıl başlıyor? Her koleksiyonun hikayesini oluştururken ilhamları nerelerden topluyorsunuz?

Kullanmayı sevdiğim saydam kumaşları, tülleri, organzaları, renk kombinasyonlarını ve pastel ton geçişlerini son zamanlarda en çok mitolojik hikayeler ve tablolar besliyor. Hikayeleri çok seviyorum. Yunan mitolojilerini okuyordum; ailemin evinde Türk Mitolojisi ile ilgili güzel bir kitap buldum, onu okuyorum şimdi. Görsel olarak çok uçuşan bir tarz değil, işlerime nasıl yansır bilemiyorum.

Marka stratejinizi kurgularken neler ön planda oluyor sizin için? Piyasa araştırmaları veya değişen trendler koleksiyonlara nasıl yansıyor?

Piyasa araştırması yapmıyorum, şu anda her koleksiyon bir önceki koleksiyonun biraz daha geliştirilmiş bir versiyonu. Hâlâ markanın kendine özgü tarzını belirginleştirip güçlendirmeye çalışıyorum.

Şu aralar ne başka neler üzerinde çalışıyorsunuz?

Yeni bir gelinlik koleksiyonu hazırladım. Yakın zamanda evlendim. Kendi gelinliğimi hazırlarken eskiden uzak durmaya çalıştığım gelinlik koleksiyonları daha eğlenceli ve sempatik gelmeye başladı ve gelinliklerin birbirine çok benzediğini fark ettim. Geleneksel kabarık, beyaz gelinliklere alternatif daha sade çizgili, biraz daha renkli, genç ve modern bir gelinlik koleksiyonu hazırlamaya karar verdim. Katalog çekimde geleneksel damat ve gelin yerine, iki kadının evlendiği bir düğünü çektik. İki gelin, iki gelinlik yan yana gelince çok güçlü bir görüntü oluşuyor. İki güçlü kadının yan yana durması benim için çok güzel bir görüntü! Tasarımlarım aracılığı ile zarif, romantik ve aynı zamanda modern ve enerjik bir tarz yaratmaya devam edeceğim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here