Fashion System her hafta yerel moda endüstrisinin dinamizmine güç katan, Türk moda endüstrini genç formülle güncelleyen bir tasarımcıyı ağırlıyor. Serinin bu haftaki konuğu ise tasarımlarını dünyaca ünlü yıldızların da üzerinde görmeye başladığımız Dora Teymur. Dora Teymur, belli dönem ve coğrafyayla sınırlı kalmayan kendisine has bir vizyon geliştirdi Etki alanının sınırlarını genişleten de bu zaten.

Röportaj: Barış Çetin

Dorateymur’un hikayesi nasıl başladı? Bir tasarımcı olarak sizi ayakkabı gibi spesifik bir alanda uzmanlaşmaya yönlendiren ne oldu?

Koşullar ve tesadüfler sanırım. Detaylı bir şekilde ne zaman, nasıl bu yönde ilerledim pek hatırlamıyorum. Moda okumak için Londra’ya gittim ve sadece aksesuara yönelik bir bölüm olduğunu okula başladıktan sonra öğrendim. Nitekim aksesuarın yıldızı o dönemde yeni yeni yükselmeye başlamıştı ve markette yenilik veren sadece ya büyük moda evleri ya da Manolo, Louboutin gibi kökleşmiş ayakkabı markaları vardı. Sanırım benim şansım olacak, o sırada moda değişmek istiyordu ve benim sunduğum estetik bu değişime malzeme verdi.

Ayakkabı sadece tasarım değil, materyal olarak da incelikli bir konu. Özellikle tasarımları doğru materyallerle bütünleştirme konusunda nasıl bir yol izliyorsunuz? 

Materyal bilgisi ve seçimi bu işin zorunlu gerekliliklerinden birisi. En küçük, önden düşünülmemiş risk yüzlerce ürünü ziyan edebiliyor. Şimdilik başımıza bu kadar dramatik bir senaryo gelmedi fakat materyal siparişi, kalite kontrolü gibi detaylarla titizlikle ilgilenen bir ekip var. Zamanla benim de deri bilgim ve önsezim kuvvetlendi tabii. Bir süre sonra kafanızda neyi sevip ne sevmediğiniz, ya da hangi derinin hangi modelle uyuşacağını önceden programlanmış kodlarla çözüyorsunuz.

Global bir marka olmak tasarım ve pazarlama stratejilerinize nasıl etki ediyor? Neticede çok geniş ve çeşitli bir kullanıcı kitlesi var önünüzde…

Başladığım günden yakın tarihlere kadar koleksiyonu hislerime bırakıyordum. İlham kesinlikle zorlamayla çalışan bir his değil ve yüksek sesli pazar kaygısı işi zehirleyebiliyor. Fakat işlerin boyut değiştirmesiyle analitik bakmak zaruri hale geliyor. Şu an ikisini dengede tutmaya çalışıyorum.

Türkiye’den bir tasarımcının İngiltere’de kurduğu bir marka Dorateymur, bu çok kültürlülük markanın kimliğine nasıl yansıyor sizce?

Dorateymur’da klasik doğu-batı sentezi belirgin bir öge değil. Sanırım o sentez daha çok benim içimde, kişiliğimde mevcut. Muhtemelen kendime batıyı egzotize etmiş bir doğulu diyebilirim. Türkiye’de büyümüş kendi jenerasyonumdan farklı olmayarak ben de batının televizyonu ve internetiyle şekillenmiş bir vizyona sahibim. Benimki de bundan farklı bir hikaye değil sanırım.

Dünyanın farklı yerlerine uzanan bir markanın organizasyonu da aynı derecede detaycı olmayı gerektiriyor muhtemelen. Markanın arkasında nasıl bir ekip var? Nasıl bir çalışma planı izliyorsunuz?

Yılda dört koleksiyon çıkarıyoruz ve her sezon yenilik vermek bizim için önemli. Markanın DNA’sının bir parçası yenilik… Dizayn stüdyomuzda küçük bir ekibiz. Sakin ve demokratik çalışma ortamı Dorateymur çatısı altında çok işe yarıyor. Bunun yanında satışla ve üretimle ilgilenen Londra’da ve Porto’da ayrı ekipler var. Hepimiz yaptığımız işe gönülden bağlıyız ve her çıkan tasarım bizim için çok değerli. Bu bizi güçlü tutan en büyük elementlerden bir tanesi.

Dorateymur dolabımda tarzıma uygun ayakkabı olmadığı için çıkmış bir marka değil. Her koleksiyon benim o dönemdeki fikirlerimin, modumun, sevdiğim müziğin ya da rengin özeti.

Sosyal medya ve online mağazacılığın etkisiyle tüketicilerin alışveriş alışkanlıkları da değişiyor. Siz bu değişimi nasıl yorumluyorsunuz? Dorateymur tarafına bu değişen alışkanlıklar ne kadar yansıyor sizce? Değişen trendler ve kültürler Dorateymur’un da ilerde bir gün DNA’sını değiştirebilir mi? 

DNA değişmez ama zamana ayak uydurabilir. Ben kendi senaryomda zamana karşı gelmekten yana değilim. Değişim ile iyi geçinmeyi seviyorum. Evet, muhtemelen bu değişiklikler bizi geçmişimizden ve şimdimizden uzaklaştırıp alışkanlıklarımızı ve ihtiyaçlarımızı güncelleyecek ama zaten bundan kaçış yok.

Bunun en önemli örnekleri olan sosyal medya ve online mağazacılık harika buluşlar. Fakat klasik mağazacılık sisteminin gelecekte de yerini koruyacağına inanıyorum. Çünkü mağaza dolaşıp alışveriş yapmak sonuç olarak zevkli bir aktivite ve ürünle beş duyu üzerine kurulu bir iletişim sağlıyor.

2018’de kapsül bir hazır giyim koleksiyonu hazırladınız. Bu koleksiyonu neye göre kurguladınız? Çıkış noktanız neydi?

Çıkış noktam seyirciye daha geniş bir perspektif vermek. Dorateymur dolabımda tarzıma uygun ayakkabı olmadığı için çıkmış bir marka değil. Her koleksiyon benim o dönemdeki fikirlerimin, modumun, sevdiğim müziğin ya da rengin özeti. Bütün hikayeyi anlatabilmek için de zaman zaman yardımcı oyunculara ihtiyaç duyabiliyorum. Eminim harika soundtrack’li bir film izledikten sonra düşünmüşsünüzdür, bu film bu müzik olmadan nasıl olurdu diye…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here