E-ticaret Başarı Hikayelerinin Yazarı: Akinon

0

Yerli girişimciler arasında imrenilen bir örnekti Markafoni. Özel alışveriş sitesi furyasını başlatan ve vaktinde şirketi satıp çıkmayı bilen, vizyoner girişimciler vardı arkasında. Ancak açtığı yol, daha da büyük bir başarıya götürdü. Perakendecilikte çevrimiçi veçevrimdışı satış kanallarını tek çatı altında buluşturan, sektörde kısaca OmniChannel (Çoklu Kanal) olarak adlandırılan satış platformları geliştiren Akinon doğdu. Şirketin kurucusu ve ortaklarından Tolga Tatari, Akinon’un hikayesini anlatıyor.

Röportaj: Onur Aymete

Akinon, aslında Markafoni’den önce kurduğunuz bir şirket. 2016’da e-ticaret platformları geliştiren bir şirkete dönüşümü nasıl gerçekleşti?

Akinon 2002’de kuruldu, benim ilk yazılım şirketimin adıydı. Orta ölçekli firmalara yazılım işi yaparak başladık. 2008’e kadar da yazılım işi yapmaya devam ettik. Markafoni’yi kurduğumuzda 20 kişilik bir ekiptik. Ahmet (Sarı) ile ortak olduk ama beraber kurmuş gibiydik. Dot-com balonları şişmeye başlayınca, herkes bir start up kuralım diyerek ciddi paralar kazanınca biz de bakınmaya başladık neler yapabiliriz diye.

Şans eseri Markafoni diye bir projeyi yapmaya karar verdik. Aslında hayata geçirmeye niyetlendiğimiz bir sürü projemiz vardı ama bunların en kolayını yanlışlıkla Markafoni sandık. Oysa hiç perakende bilmiyoruz, moda bilmiyoruz, kadın kıyafeti satmayı bilmiyoruz, yazılımcı adamlarız… Sadece yazılımını yapıp işletmesini başkasına devretmeyi planlayarak başladık aslında. Fakat birini bulamadık, üstümüze kaldı. Birden çok hızlı büyüyünce Akinon’u dondurmak zorunda kaldık. O zaman yaklaşık 25 kişi çalışıyoruz, hepsini Markafoni’ye devrettik ve oradaki teknik ekibe katıldılar. Çok da hızlı büyüdü, bambaşka bir hikayeye girmiş olduk. 2014’te şirketi satıp çıktık. Sonra bizim ana işimiz olan yazılıma geri dönelim dedik.

Markafoni’yle çalışırken pek çok büyük markanın e-ticaret girişimlerine tanık oldunuz. Akinon için bu deneyimlerden nasıl faydalandınız?

Markafoni ile beraber e-ticaret yapmayı öğrendik. Hem de beş ülkede yaptık; Avustralya’da, Güney Kore’de, Yunanistan’da, Ukrayna’da açtık. Hatta Yunanistan’daki site hâlâ devam ediyor. Uzmanlık alanlarımız içerisinde yazılımın yanına e-ticaret gelmiş oldu.

Türkiye’de çok büyük bir problem teknoloji; gerçekten teknoloji ile başı dertte bir ülkeyiz. Perakende tarafında dünyada geride kalmamızın en büyük sebeplerinden biri de teknolojiyi çözemiyor olmamız,özellikle e-ticarette… O yüzden e-ticaret platformları geliştiren bir şirket kuralım dedik.

Ticaret platformları kuran bir şirkete dönüştükten sonra Akinon ne kadar hızlı büyüdü?

Biz 28 ay önce başladık çalışmaya. O kadar büyük bir ihtiyaç varmış ki sektörde! Zaten tahmin ediyorduk böyle bir talep olacağını. Üç ortağız; Çağrı Orçan, Ahmet Sarı ve ben. Markafoni’den beri ortağız. Üçümüz de bu işe girmeden önce, böyle bir problemin varlığını tespit ettik. Bu problemi hedef alırsak başarılı olacağımızı biliyorduk, fakat bu kadar başarılı olacağımızı anlamamıştık. Ağzı yanan çok şirket olmuş; aldıkları servis, kullandıkları teknolojiler yüzünden… Çok ciddi paralar, milyonlarca euro kaybeden firmalar olmuş. 45 tane markamız canlı şu anda. Hazırlık aşamasında herhalde bir 15-16 tane daha var. Türkiye’nin en büyük markaları ile çalışıyoruz. LC Waikiki’sinden A101’e,Marks & Spencer’danSephoraveLacoste’a kadar… Sadece dört marka ile bir seneyi tamamlayalım, ürünü geliştirelim diye yola çıkmıştık. Madame Coco, Mudo, Ayakkabı Dünyası ve Silk and Cashmere… O kadar büyük değişiklik yaşadılar ki. Cirolarını üçe, beşe, ona katlayanlar oldu. Kulaktan kulağa yayılarak ilk seneyi dokuz marka ile tamamladık çünkü kıramadıklarımız oldu. İkinci sene sonunda 30’u geçmiştik, şimdi de uçar hızla büyümeye devam ediyoruz. Ekibimiz de çok kalabalık, 120 kişiyi geçtik. Sene sonuna kadar 200’ü buluruz diye tahmin ediyoruz.

Büyük markaların e-ticarete yaklaşımlarındaki en büyük sorunlar sizce nedir?

E-ticaret yapmak, e-ticaret teknolojilerini bir şirkete uygulamak artık zor değil. Bir sürü yabancı platform var. Fakat bunlar yalnızca e-ticaret yapma işine yarıyorlar. Sen bir parça OmniChannelolmaya niyetlendiğin zaman, yani ‘‘benim mağazam da var, başka mobil kanalım da var, pazar yerlerine de bağlanacağım’’ dediğin zaman bu e-ticaret platformlarının hiçbiri yetmiyor. Kurulacak olan sistemin OmniChannel’a göre kurgulanmış, akışlarının çıkartılmış ve bu kabiliyetlere sahip sistemler olması gerekiyor.

Bir istatistik çıkarttık; ortalama iki-üç senede bir platform değiştiriyormuş markalar Türkiye’de. Ve hep kabahati platformlarda buluyorlar. Halbuki baştan proje yanlış kurgulandığı, yanlış ürünlerle yola çıktıkları için değiştiriyorlar. Biz bunun önüne geçmek için bir teknoloji ürettik aslında.

Bir markayla çalışmaya nasıl başlıyorsunuz?

Marka bize geldiği zaman önce kendi dünyası üzerine bir eklenti yapıyoruz. Bizim uygulamalarımızdan bir tanesi OmniChannel etkinleştiriyor. Yani biz markanın dünyasının üzerine kuruluyoruz, önce markayı dijitalleştiriyoruz, ondan sonra da önündeki kanal yönetimini yapmasını sağlıyoruz, buna mağazaları da dahil.

Diyelim ki Lacoste’tan bir ürün aldınız;large beden bir tişört. Paket elinize ulaştı, denediniz ama büyük geldi. Mağazasına gidip, değiştirmek ve medium bedenini almak istiyorsunuz. O ürünün stoğu yoksa mağazadaki çalışan tabletinden bulup evinize veya size yakın başka bir mağazaya gönderebiliyor. Böylece mağazanın da işin içerisinde olduğu, OmniChannel’ın bütün gerekliliklerini yerine getiren bir ticaret platformu yazdık. Bunun içerisinde mobil ve mağaza içi tablet uygulamaları gibi ürünlerimiz var. Biz markanın bütün dijital ticaretini çözmeye talip oluyoruz. E-ticaret yaptığımız işin bir kısmı. Küçük demiyorum, ama bir kısmı.

Türkiye’de e-ticaret neden çoğu başka ülkeye göre daha yavaş büyüyor?

Aslında e-ticaretin büyüme hızı yavaş değil, perakendede e-ticaretin oranı diğer ülkelere göre daha az. Yoksa normal e-ticarete baktığımız zaman, moda dışında turizm gibi alanları da hesaba alırsak her sene ortalama yüzde 30-35 civarında bir büyüme var. OmniChannel tarafına, yani mağazası olan markaların perakendedeki büyüme oranına baktığımızda ise, bazıları yüzde 50-60’ların üzerinde, hatta yüzde 100’leri bile geçebiliyor büyüme segmentine göre. Elektronik çok daha hızlı büyüyor mesela.

Bizim problemimiz ise ilk olarak kötü bir teknoloji ile yola çıktığımız için müşterilere sıkıntı yaşatmamızdı. Kötü teknoloji ve iyi teknoloji arasında gerçekten çok ciddi bir ciro farkı var. Standart bir teknoloji kullanıyorsanız, bunun iyisini, daha akışkan, daha hızlısını hayata geçirdiğiniz zaman belki yüzde 10 artış sağlarsınız. Ama kötü bir teknoloji cironuzun yüzde 80’ine kadarını götürür. Çünkü müşteri takılabilir, alışveriş yapamayabilir, işlemi tamamlayamayabilir.

İkincisi ise satış sonrası kötü servis kalitesi. Ülkemizde öyle bir problem de vardı; dört tane sipariş veriyorsunuz, bir tanesi mutlaka problemli oluyor. Ya söylendiği gibi gelmiyor, ya söylendiği zamanda gelmiyor, ya iade ederken problem yaşıyorsunuz… Biz buna karşılama oranı diyoruz, yüzde 98 olması lazım. Dörtte birinde sorun olması, e-ticaretimizin patinaj çektiği anlamına geliyor.

İdealbir OmniChannel düzeni kurmak için birlikte çalıştığınız markaların kendi yapılarının içine ne kadar giriyorsunuz?

Kol kola çalışıyoruz, bu konuların hepsinde. Ekip olarak bizim çok ciddi bir deneyimimiz var. Beş ülkede 20’ye yakın e-ticaret sitesi yönettik. Şu anda da 45 tane projeye destek veriyoruz, sene sonuna kadar herhalde 60-65 projeye destek veriyor olacağız. Türkiye’nin en büyük perakendecilerinin organizasyonları da var bunun içinde. O yüzden biz aslında e-ticaretin, ya da OmniChannel operasyonların nasıl yapılacağı hakkında çok deneyimli bir ekibiz. Sitede gözükecek grafiğin ne olması gerektiğinden hangi ürünün, nasıl açıklamalarla, hangi resimlerle veya hangi açılarla çekilen fotoğraflarla konulması gerektiğine kadar fikir sahibiyiz. Oyüzden projeyi ayağa kaldırırken pek çok yerde destek oluyoruz. Proje ayağa kalktıktan sonra da, bütün operasyonları nasıl yapacaklarına hep beraber karar veriyoruz, beraber tartışıyoruz. Zaten gelir modelimiz ciro bazlı olduğu için, projenin başarısı ister istemez bizi de çok ilgilendiriyor.

E-ticaret ve mağazalar arasında pürüzsüz bir geçiş olan, kusursuz bir OmniChannel satış platformunun anahtarları nelerdir?

Şirketin önce OmniChannel süreçlerine hazır olması lazım kendi içerisinde. Dijitali ve e-ticareti yönetmesi gereken farklı kanallar gibi değil, diğer kanallarından ayrı tutmayacak bir bakış açısı lazım. Süreçlerinin de bana uyması gerek. Bundan sonra ikinci noktada teknoloji giriyor işin içine. Buna uygun bir teknoloji kullanıyor olması lazım. Bütün kanallarını tek bir noktadan yönetebildiği, bu kanallara kampanyalarından ürün yönetimlerine kadar her açıdan hakim olabildiği bir teknolojiye geçmesi lazım. Bizim yaptığımız iş ve verdiğimiz destek de aslında bu. Üçüncü noktada ise hiç durmadan ölçümlemesi, iyileştirmesi gerekiyor. Çünkü bu yeni bir macera; Türkiye için de, dünya için de çok eski değil. Her marka OmniChannel macerasından farklı dersler çıkartabiliyor.

E-ticarette kullanıcı deneyiminin gelişmesi için nasıl yasal düzenlemeler yapılmasını istersiniz?

Biz aslında ülke olarak, altyapı olarak e-ticarete çok hazırız. Uzaktan satış kanunlarımız da, kişisel verileri koruma kanunlarımız da dijital dünya için geliştiriliyor devlet tarafından. Kullanıcı deneyimini iyileştirmek için gerekenleri devletten değil, dönüp kendimizden beklememiz lazım. Çünkü yarattığımız en büyük problem verdiğimiz servisin kalitesi oluyor.

Peki fırsat siteleri, özel alışveriş platformları gibi akımları neden hızla tüketip bitiriyoruz?

Dünyada da çok büyük şey kaybetti bu modeller. Özel alışverişten pazar yerine geçiş oldu, sadece Türkiye’ye özel bir durum değil bu. Özel alışverişin problemi, hiç durmadan indirimli ve özel ürünleri kapalı bir sistemde müşterilerine sattığı için belli bir süreden sonra ölçeklenememeye, kârlılığını istediği gibi toparlayamamaya başlamasıydı. Startup’sanız e-ticaret zaten çok kârlı bir sektör değildir. Normal, ufak kârlarla ölçek oyunu oynarız. Amazon da senelerce zarar ederek devasa bir boyuta geldi. Bu modeller artık daha fazla ölçeklenemeyeceğini, daha fazla ürün bulamayacağını anladı ve aslında bütün dünyada zayıfladı. Sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde binlerce özel alışveriş sitesi kapandı. Kendini geliştirip pazar yerine dönebilenler ayakta kaldı.

Yapay zeka ve makine öğrenme teknolojileri, sizce e-ticaretin geleceğinde nasıl roller üstlenecek?

Yapay zeka şu anda e-ticarette akıllı tavsiye araçlarında, bazı müşteri hizmetleri robotlarında gördüğümüz bir uygulama. Mutlaka önemi var yine de ama hep ilkel, ufak uygulamalar halinde. Ben e-ticaret tarafında artırılmış gerçekliğin biraz dahaönce devreye gireceğini tahmin ediyorum, çünkü yeni bir ürün görme sistemi geliyor hepimiz için. Normalde biz e-ticarette fotoğraf satıyoruz, yani baktığınız fotoğrafı alıyorsunuz aslında, o ürün fotoğrafı üzerinden karar veriyorsunuz. Ürünü üzerinizde veya saati kolunuzda deneyebilmek, ayağınızın fotoğrafını çekip numarasına göre ayakkabının nasıl duracağını görmek, fotoğrafı satmanın bir adım önüne geçiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here