Emre Aktuna: Şimdi Onun Vakti

0

Fashion System’da her hafta yerel moda endüstrisinin dinamizmine güç katan, Türk moda endüstrisini genç formülle güncelleyen bir tasarımcıyı ağırlıyoruz. Serinin bu haftaki konuğu ise Outkast People markasının kurucusu Emre Aktuna.

Bağımsız olarak yola koyulan tasarımcı İstanbul’dan besleniyor ve şehrin sağladığı iş imkanlarını çok seviyor, öyle ki markasını global arenaya taşımak istemesine rağmen üretim merkezinin burası olması gerektiğini savunuyor.

Röportaj: Seden Yılmaz, Nadir Sönmez

Milano’daki Domus Academy’de moda tasarımı yüksek lisansını yapmadan önce endüstri ürünleri tasarımı okudun. Farklı alanlardaki eğitimlerinin bugünkü tasarım anlayışında nasıl bir etkisi oldu?

Endüstri ürünleri tasarımı eğitimi çok kapsamlı bir disiplin, dolayısıyla farklı disiplinlerden alt yapı biriktirmiş olmak tasarım ve üretim sürecinde bana farklı teknikler geliştirmemde avantaj sağlıyor. Ürünü veya tüm koleksiyonu tasarlamak haricinde, yol hikayesini kurgulamamda ve kullanıcı ile ilişkisini anlamamda fayda sağlıyor.

Hem Londra’da hem de İstanbulda tasarımcı olarak çok çeşitli deneyimlerin oldu. Genelde yurtdışında çalışmak tercih ediliyor son yıllarda, özellikle kreatif mesleklerde... Seni Türkiye’ye çeken ne oldu?

Londra’da dört sene tasarım sektöründe çalışmış olmam tasarım ve üretim anlamında neye ihtiyacım olacağını anlamamı sağladı. Bir hazır giyim markası yaratmanın yalnızca kreatif anlamda değil, aynı zamanda üretim kapasitesi ve kalitesi anlamında da kuvvetli olması gerektiğini ve Türkiye’nin bu anlamda ne kadar elverişli olduğunu aslında Londra’da fark ettim.

Sence iki şehir arasındaki temel sektörel farklar neler? Ayrıca malzeme, üretim koşulları ve müşteri yaklaşımı gibi konular üzerinden iki şehri değerlendirebilir misin?

Londra’da daha küçük alyeler ve kısıtlı kumaş tedarikçileri var. Bu sebeple de pek çok şey olması gerektiğinden çok daha pahalıya mal oluyor. Türkiye ise fason ve imalat ülkesi olduğu için bunun tam tersi olanaklar gelişmiş. Müşteri yaklaşımı ise elbette alım gücüyle doğru orantılı.

Gelecek planım ise Outkast People’ı üretim merkezi Türkiye olan global bir  marka haline getirmek.

Koleksiyonlarındaki parçalar kadın ve erkek arasında geçişken özelliklere sahip. Ayrıca uniseks tasarımlara da yer veriyorsun. Tasarımlardaki cinsiyetsiz yaklaşım pazarlama stratejini nasıl etkiliyor?

Outkast People sokak giyim markası olduğu için özünde rahatlık yatıyor. Ve bu rahatlığı nasıl yorumladığınız aslında sizin tarzınızı ortaya koyuyor. Ben sokağa cesaret yansıtmak istedim, buna inanan ve içindekini dışavurmak isteyenlere imkan sunmak istedim. Bu noktada da bazen kadın ve erkek kıyafetlerinin algılarının kırılmasında hiçbir sakınca yok. Anlatması zor ama insanlar bir şekilde karşı cins için üretilmiş ürünleri kendi tarzlarına uyarlamayı yaratıcı buluyorlar ve bu benim çok hoşuma gidiyor. Buna imkan sağlayabiliyorsam ne mutlu bana.

Outkast People, sektörde bağımsız olarak da ayakta kalabilen bir marka. Peki sen Türkiyedeki moda endüstrisini artı ve eksileri ile nasıl yorumluyorsun?

Türkiyed moda endüstrisi bence artık hem yeni jenerasyona hem de gelişen çağa ayak uydurma içgüdü süyle yelpazesini genişletiyor. Bu da benim gibi daha pek çok var olan ya da var olabilmeyi hedefleyen genç markalara ve tasarımcılara yer açıyor. Türkiye’de de insanların artık tüke– tim alışkanlıklarının değişmesiyle ve gündemi teknoloji sayesinde çok daha yakından takip edebilmesiyle birlikte bence sektör deneysel oluşumlara çok daha sıcak bakıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here