H&M anlatıyor: Neden Türkiye?

0

H&M Ülke Müdürü Leyla Ertur, Türkiye’nin H&M tedarik zincirinde önemli olmasının nedenlerini birkaç farklı başlık altında topluyor: Yaratıcılık, tasarım, Ar-Ge, Avrupa’ya yakınlık, esnek servis anlayışı, tam zamanında yükleme, ithalata bağımlılığının bulunmaması… 

H&M Ülke Müdürü Leyla Ertur, işbirliği yaptıkları imalatçıların kapasite esnekliklerinin olması, son sürece kadar müşteriye ürün üzerinde değiştirme şansı sunmaları ve bunu “Tam zamanında yükleme” yeteneği ile birleştirmelerinin Türkiye’yi çok avantajlı konuma yükselttiğini belirtiyor… 

Türkiye H&M’in tedarik stratejileri açısından niçin önemli? Neden Türkiye? 

Türkiye’nin H&M tedarik zincirinde önemli olmasının nedenlerini birkaç farklı başlık altında toplayabiliriz. Öncelikle yaratıcılık ve katkı payı yüksek ürünlerde üreticilerimiz fark yaratıyor.Birçok işbirliği yaptığımız firma özellikle son yıllarda Ar-Ge’ye ciddi yatırımlar yaptı. Dünya moda trendlerini takip etmek adına kendi dizayn ekiplerini kurdular, kendi koleksiyonlarını yaratmaktalar. Birçok tedarikçimizin, yurtdışında kendilerine ait dizayn ve kreatif ofisleri mevcut. Bu bizim için çok ciddi bir avantaj ve servis anlamına geliyor. İsveç merkez ofisimizdeki dizayn ekibimizin geliştirdiği ürünler dışında, üreticilerimizin koleksiyonlarından da seçerek, koleksiyonumuzu güçlendirebiliyoruz. 

Türkiye’nin önemli olduğu diğer bir konu, yakın üretim ülkesi olmamız. Avrupa pazarındaki mağazalarımızın oran olarak Amerika ve Asya bölgelerine göre daha yoğun olduğunu göz önünde bulundurursak bu noktanın önemini anlarız. Tedarik zincirimiz ile ortak yürüttüğümüz planlama ve verimlilik projeleri sayesinde üretim terminlerimizi son 5 yıl içerisinde son derece esnek ve optimum termin seviyelerine ulaştırabildik. 

Mağaza satış trendlerimizi takip ederek müşterilerimizin taleplerini günlük, haftalık yüklemelerle çok kısa sürede karşılayabiliyoruz. Bu konuda tedarik zincirimizin ve çalıştığımız lojistik firmalarının göstermiş olduğu işbirliğinden memnunuz. 

Son olarak konfeksiyon öncesi tedarik zincirinin esnek servis anlayışının önemini de belirtmek isterim. Türkiye tekstik sektörünün çok şanslı olduğu bir diğer konu, iplik, kumaş üretimi, yan sanayi gibi (etiket, dar dokuma, fermuar vb.), konfeksiyon öncesi alt tedarik zincirinde üretime sahip olması, ithalata bağımlılığın bulunmaması. Bu bize hem terminlerde esneklik, hem ürünlerde çeşitlilik fırsatı veriyor. Ayrıca kaliteli üretim ve sürdürülebilirliğin vazgeçilmez öneminin de altını çizmek istiyorum. 

Türk hazır giyim sektörünü benzeri ülkelerin sektörleriyle kıyasladığınızda nasıl bir manzarayla karşılaşıyorsunuz? 

Bence Türkiye’nin en yakın rakibi, “dünyanın tekstil fabrikası” olmaktan çıkıp katma değeri yüksek, yaratıcılık içeren ürün geliştiren, bunları teknoloji ile birleştirerek üreten ve böylece pazar payını hızla güçlendiren Çin pazarı oldu. Özellikle sürdürebilirlik ve kaliteye verdiği önemle Çin pazarı tamamen yenilenip, katma değeri yüksek ürünler alan markaları etkileyen bir pazar haline gelmiştir. 

Diğer yandan Asya perakende pazarının hızla geliştiğini, müşteri alım gücü ve ilgisinin arttığını düşünürsek, Çin dışında, Kamboçya, Vietnam, Burma gibi ülkelerin de ilginç hale geldiğini belirtmek gerekir. 

Türkiye’nin rekabetçi kalabilmesi için kesinlikle üretim ve kumaş kalitesine daha çok önem vermesi ve sürdürülebilirlikte kendi vizyonu olan firmalarımızın artması gerekiyor. Firmaların inovasyona önem vermesi de şart. 

Ayrıca ürün geliştirme, numune, canlı veri üretim takibi, verimlilik gibi konularda dijital ve 3D kullanımı, üretim aşamalarını ve karar verme süreçlerini hızlandırıyor. Türk tekstil firmalarının bu konuda dünyanın gelişimini göz önünde bulundurarak daha girişimci olmaları gerektiğini düşünüyorum. 

Türkiye’nin coğrafi konumu hızlı modada ne gibi avantajlar sağlıyor?
Türk şirketlerinin hızlı teslimat konusundaki performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yukarıda bahsettiğim üzere Türkiye’nin coğrafi durumu, özellikle Avrupa perakende pazarında mağazacılık payı yüksek markalar için çok avantajlı. Özellikle işbirliği yaptığımız imalatçılarımızın kapasite esnekliğinin olması, müşteriye son sürece kadar ürün üzerinde değiştirme şansı sunmaları ve bunu “Tam zamanında yükleme” yeteneği ile birleştirmeleri, Türkiye’yi çok daha avantajlı konuma yükseltiyor.

Değişen müşteri trendleri ve coğrafyasını göz önüne alırsak, H&M için Asya perakende pazarının hızla önem kazandığını vurgulamak gerekir. Bu durumda Türkiye için rekabetçi kalabilmek adına, ürün kalitesi, fiyat ve sürdürebilirlik birleşimi daha büyük önem kazanmaktadır.

H&M olarak, tedarik zincirimizle uzun yıllar süren ilişkiler kurma hedefini benimsiyoruz. İşbirliği yaptığımız firmalarla ortak geliştirdiğimiz sezonluk, yıllık ve ileri süreli ürün stratejileri ile her zaman müşteri odaklı kararlar vererek rekabet gücümüzü korumayı hedefliyoruz.

Çevresel ve sosyal etki açısından Türk hazır giyim sektörü ne seviyede? Bu konuda yapılması gerekenler neler? 

Türkiye tekstil sektörü, çevre üzerindeki etkileri azaltacak güçlü ve sürdürülebilir sistemler kurmaya yetkin birçok kalifiye çalışana sahip. Daha az su ve enerji kullanan, daha verimli teknolojilere erişimi mevcut.

Ülkemizde su kaynakları sınırlı. Kömür ve diğer fosil enerji kaynakları kullanımı ise iklim değişikliğine yol açıyor. Fakat bunu değiştirebiliriz. Geleneksel materyallerden geri kazanılmış, organik ya da sürdürülebilir materyallere geçmek, yenilenebilir enerji satın almak ve daha verimli süreçlere yatırım yapmak, sektörün rekabet gücünü arttıracaktır. Güvenli kimyasal kullanımı da Türk firmaları için öncelik olmalıdır.

Tekstil sektöründeki işgücü ne kadar yüksek beceri ve eğitime sahipse bunu müşteriye o kadar yansıtabilir. Bu nedenle nitelikli işgücünün bu sektöre ilgisini artırmak ve istihdam etmek çok önemlidir. Bunu sağlamanın yolu da adil ücret sistemleri kurmak ve çalışma standartlarını iyileştirmekten geçiyor.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here