İplikten Çözülenler Sergisini Neden Ziyaret Etmelisiniz?

0

Sosyo-kültürel ve ekonomik hareketlerin tekstili etkilediği karşı konulamaz bir gerçek. Tekstil malzemeleri kültürel anlatılar yaratıyor, farklı coğrafyaları bir araya getiriyor. Bugün hemen hemen birçok tasarımcının da ilham panosunda gördüğümüz şey bu aslında. Ziyaret ettikleri farklı bölgeler sezon koleksiyonlarına kimi zaman bir coğrafya dersi gibi yansıyor.

Tekstil bugün ülke ekonomisinin baş aktörlerinden biri. Aynı zamanda Türkiye bir milyon beş bin ton iplik üreterek dünya genelinde altıncı sırada yer alıyor. İplik sanayii, bir taraftan sahip olduğu yatırım kapasitesi ve ihracat potansiyeli ile, diğer taraftan da dokuma ve örme kumaş üretimine hammadde tedariği ile tekstil sanayiinin önemli alt sektörlerinden biri. 2012 yılında Türkiye’den gerçekleşen 7,8 milyar dolar değerindeki tekstil ihracatının 1,6 milyar dolar ile %20,9’luk bölümünü iplik grubu oluşturuyor.

İplikten Çözülenler, İstanbul Modern

Aslında konumuz şu: İstanbul Modern’de açılan ve 7 Temmuz’a kadar devam edecek “İplikten Çözülenler: Tekstilde Küresel Anlatılar” sergisinin hem ekonomimizi, hem de tarihimizi etkileyen bir sanayinin aynı zamanda kültür ve sanata nasıl katkıda bulunduğunu yaratıcı bir dil ve anlatıyla göstermek. Serginin küratörlerinden Susanne Weiss de şöyle diyor: “Küresel tarihte kumaşların nasıl bir fonksiyonu var? Hangi hikayeleri anlatıyor? gibi sorular sordum sergiyi hazırlarken.”

İHKİB’in iplik raporuna göre iplik üretiminde zirvede olan diğer ülkeler arasında Güney Amerika, Çin, Almanya gibi ülkeler de yer alıyor. İstanbul Modern ise sergisinde tüm bu coğrafyaları kapsayan ülkeleri temsil eden sanatçıların işlerini de bir araya getiriyor. “İplikten Çözülenler”, Güney Amerika’daki And dağlarında yaşayan halkların quipu geleneğinden, Arjantin’in Wichi topluluğunun dokuma tekniklerine; Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun unutulmaya yüz tutan yazmacılık geleneğini canlandırıp, tekrar hayata geçirme hikâyesinden, Burhan Doğançay’ın Aubusson halı dokuma atölyelerinde gerçekleştirdiği duvar halılarına kadar birçok farklı hikâyeyi birbirine bağlıyor.

Serginin iki dikkat çekici yanı ise şu: Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun ürettiği yazma kalıplarının bir kısmı ilk defa izleyicinin karşısına çıkıyor. İkincisiyse, Almanya’da 1919 yılında Walter Gropius tarafından kurulan, sanat ve tasarım eğitimi anlayışına tüm dünyada yön veren bir okul olan Bauhaus’un özellikle dokuma atölyelerine adanan büyük bir yerleştirmesi.

Jale Yılmabaşar, Anna Laudel

Bu arada; 24 Mayıs’a kadar Karaköy’deki Anna Laudel’de devam edecek olan “Tapestry – Dokunmuş Hikayeler” sergisi de Türkiye’de dokuma sanatının geçirdiği süreci yansıtan bir seçki sunuyor. Sergiyi, Türkiye’de güncel sanat alanında 1970’li yıllardan sonra görmeye başladığımız dokuma sanatını gelecek nesillere de aktaran bir kültürel bellek şeklinde görebiliriz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here