Jose Neves Modayı Teknolojiyle Buluşturan Farfetch’i Anlatıyor

0

Modayı teknolojiyle, tasarımcıyı küratörle, üreticiyi tüketiciyle buluşturan global bir platform. Gücünü inovasyondan alan teknolojik moda şirketi Farfetch’i, kurucusu ve CEO’su José Neves anlatıyor.

Röportaj: Zeynep Akdoğan

Farfetch’in oluşum sürecini anlatır mısınız? Bu fikri hayata geçirirken moda sektöründe nasıl bir boşluğu doldurmayı hedeflediniz?

İnternet, 2007 yılında hayatımızı etkisi altına almaya başladı. Kültürel, yaratıcı ve ticari disiplinleri şekillendiren bir unsura dönüştü. O dönemde, yaratıcılıkla ve içgüdülerle şekillenen moda sektörü ile hızlı tüketimi tetikleyen internet arasında büyük bir çekişme yaşandı. Bir tasarımcı ve teknolog olarak şu gerçeklerin farkına vardım. Birincisi, internet eninde sonunda modayı da etkisi altına alacaktı; bu kaçınılmazdı. İkincisi, lüks modanın bir platforma ihtiyacı vardı. İnternetin ilk doktrini de buydu zaten, platform sunmak. Öte yandan, insanlar küratörlük yapabilecekleri, moda tasarımcılarıyla iletişime geçebilecekleri, kesintisiz servis sunan bir platformun eksikliğini hissediyorlardı. Üçüncüsü, mevcut e-ticaret platformlarında, müşterileri bir araya getiren tek ortak payda ürünlerin fiyatıydı. Bu prensip lüks modaya ters düşüyordu. Zira, lüks modaya yön veren fiyat değil, yaratıcılıktı. Kolaylık değil, bireysellik ve özgünlüktü. Farfetch’in oluşumunda bu rasyonel gözlemlerimin yanı sıra kişisel tutkularımın da payı büyük. Modadan beslenen yaratıcı butiklere, tasarımcılara ve bireylere bugün olduğu gibi o günlerde de büyük hayranlık duyuyordum. Ve bu yetenekleri, küratörleri ve tüketicileri emsalsiz, kapsayıcı ve ilham verici bir platformda buluşturma hedefiyle yola çıktım.

Bugün Farfetch’in kalbinde yatan vizyon da bu. Modanın insanları özgün kılan, bireyselliğimizi öne çıkaran bir ifade biçimi olduğuna inanıyorum. Bu doğrultuda Farfetch’i kurduğumda amacım, birbirinden farklı ve güzel objeler sunarak insanoğlunun keşif dürtüsünü tatmin edecek, tüketicinin küratör yönünü besleyecek, onu özgün bir kimlik oluşturmaya sevk edecek teknolojik bir moda platformu yaratmaktı. Moda dünyasının en yenilikçi, en teknolojik platformunu hayata geçirerek bunu başardığımıza inanıyorum.

Yolun başında hedefleriniz arasında tüm dünyaya hitap eden lüks bir deneyim yaratmak var mıydı? Yoksa bu hedef, süreç ilerledikçe mi rengini belli etti?

İlk günden beri yaratıcılığı inovasyonla, modayı sıra dışı teknolojilerle bütünleştirmek için çalışıyoruz. Bizi teknolojik bir moda şirketi yapan, liderliğe taşıyan, tüm gelişim ve uygulamalarımızı global anlamda ölçeklendiren unsur, dünyada eşi benzeri olmayan dijital platformumuz. Global tüketicinin nabzını tutan teknolojik bir altyapı yarattık. Bu sayede tüketici ve perakendeci arasındaki bariyerleri kaldırıyor, sektör kurallarını sil baştan yazıyoruz. Yirmi birinci yüzyılda moda perakendeciliği dünyanın en yenilikçi, en inovatif sektörü olmalı. Tüm çalışmalarımız bu hedefe kilitlenmiş durumda.

Farfetch nasıl bir yaşam felsefesini temsil ediyor? DNA’sını oluşturan unsurlar neler?

Farfetch olarak modanın dünyada değişim yaratan bir güç olduğuna inanıyoruz. Kalıplaşmış bir yaklaşımdan ziyade bireyselliği yüceltmesi gerektiğini savunuyoruz. Geçmişe saygı duyuyoruz ancak devrimci ruhumuzu da durmaksızın besliyoruz. Farfetch iyi hissetmek, güzel görünmek, kendini ifade etmek isteyen herkese açık bir platform. Modaya tutku duyanların, teknolojinin gücüne inananların buluşma yeri.

Farfetch’in kalbinde yaratıcı bir cemiyet var. Bu cemiyetin oluşumunda en etkili aktörler birlikte çalıştığımız butik ve markalar. Zira, bu platformda sunduğumuz her şey onların bünyesinde çalışan zanaatkarların elinden çıkıyor. Bu yeteneklere teknolojik ve inovatif platformumuz üzerinden global bir vitrin sunmak, uluslararası tüketiciyle iletişim kurmalarını sağlamak bizim için çok önemli. Böylece tasarımcılar değişen tüketici ihtiyaçlarını kolayca karşılayabiliyorlar. Arzı taleple dengelemek lüks modayı daha erişilebilir kılıyor.

Müşterilerinize nasıl bir deneyim vaat ediyorsunuz?

Bugün Farfetch platformunda 995 adet lüks butik ve 3200 adet lüks marka yer alıyor. Lüks modanın geleceğini teknolojiyle bütünleştirerek bir devrim yaratmaya çalışıyoruz aslında. Tüketiciyi perakendeciyle daha anlamlı ilişkiler kurmaya sevk ediyoruz. Ancak Farfetch, global bir vitrinden çok daha fazlası. Moda sektörünün inovasyon ortağı aynı zamanda. Platformumuzda yer alan markalar için birbirinden yenilikçi projeler geliştiriyoruz. Ortaklarımıza mevcut iş modellerini geliştirecek, verimlerini artıracak teknolojik sistem ve servisler, dijital çözümler sunuyoruz. Böylece kreatif unsurlara odaklanabiliyorlar.

farfetch’e 5 ila 6 milyar dolarlık bir piyasa değeri biçiliyor. bu rakamı geleneksel mağaza zincirleriyle karşılaştırırsak, abd merkezli macys’in piyasa değeri 12 milyar dolar ve geliri farfetch’ten 60 kattan daha fazla

Bu projeleri örneklendirir misiniz?

Farfetch’in en önemli hedeflerinden biri, mağaza, online mağaza ve lüks perakendeciliğin en iyi özelliklerini tek deneyimde buluşturmak. Bu hedefle on birinci yılımıza girerken Black & White adlı bir projeye imza attık. Birçok lüks moda markasının teknolojik altyapısını güçlendiren, sunduğu alışveriş deneyimini geliştiren, stok senkronizasyonundan online mağaza verilerine kadar perakendeciliğe dair her unsuru yönetebilen dijital bir araç bu.

Bizim için tüketici davranışları sabit bir fenomen değil. Dolayısıyla, tüketicinin değişen zevk ve tercihlerini yakından takip ederek stratejimizi durmaksızın yeniliyoruz. Bu prensibi takiben 2018’de geliştirdiğimiz Store of the Future (Geleceğin Mağazası) da gücünü teknolojiden alan bir perakende yönetim sistemi. Müşteri verilerini tek çatı altında toplayan bu girişim, müşterilerin satış personeliyle etkileşimini destekleyerek verimi artırıyor. Lüks moda ürünleri sunan ikonik mağazamız Browns ile faaliyete geçti ve bugün inovasyon ortaklarımızla etki alanını genişletmeye devam ediyor.

Bugünlerde üzerinde çalıştığınız yeni projeler ve ortaklıklar var mı?

2018 yılında, online piyasada lüks kişisel ürünler kategorisinde liderliğimizi koruduk. Yıllık satış hacmimiz ise yüzde 55 oranında artış gösterdi. Bu, sektörden iki kat daha hızlı büyüdüğümüze işaret eden oldukça önemli bir veri bizim için. İlk on yılımızda, vizyonumuzu global anlamda hayata geçirmemize önayak olan sağlam bir altyapı geliştirdik. Geçtiğimiz günlerde ise bu başarıyı pekiştirecek bir girişimde bulunduk. Toplife adlı Çin menşeli e-ticaret platformunu Farfetch ailesine dahil ettik. Bu sayede, lüks moda ve Çin pazarı arasında köprü konumumuzu güçlendirmiş olduk.

2016’da Business of Fashion Moda Endüstrisini Şekillendiren Girişimci ödülünü aldınız. 2013’te Ernst & Young Yılın Girişimcisi, 2011’de ise Vogue DirectorsOf.Com En İyi Girişimci ödülüne layık görüldünüz. Tüm bu başarılardan bugüne dek sizi en çok gururlandıran hangisi?

Tek bir başarıdan söz edemem ancak şunu söyleyebilirim. Ekip olarak hep birlikte kurduğumuz, emekle büyüttüğümüz, yalnızca on yılda bu noktaya getirdiğimiz bu şirketle gurur duyuyorum. Önümüzdeki on yıl için çok heyecanlıyım. Kendimizi teknolojik bir moda şirketi olarak tanımlamak, son derece inovatif ve yaratıcı bu iki evrenin kesişim kümesinde yer almak bizi çok mutlu ediyor. Her gün işe tutkuyla, hevesle geliyoruz. Yaptığımız işten, sunabileceğimiz fırsatlardan besleniyoruz çünkü. Burada çalışan herkes birer moda aşığı ve teknoloji tutkunu. Bu ortak paydanın gerçekleştirdiğimiz projelerde hissedildiğine, müşterilerimiz ve ortaklarımız için özel bir dinamik yarattığına inanıyoruz.

Lüks modanın nabzını tutan yenilikçi bir şirket olarak, teknolojinin önümüzdeki on ila yirmi yıl içerisinde sektörü ne yönde etkileyeceğini öngörüyorsunuz?

Dünyanın fiziksel perakende mağazalarından alışveriş yapmaya devam edeceğine inanıyoruz. Müzik veya video sektörlerinin aksine moda tamamen dijitalleşebilecek bir sektör değil. Mağazada alışveriş yapmanın, orada olmanın büyüsü çok başka. İç tasarımın, mekana yayılan aromaların, kumaşlara dokunmanın ve en önemlisi insan etkileşiminin ne kadar önemli olduğunu bundan 20 yıl evvel butik sahibiyken anlamıştım. Dolayısıyla dijitalin, fiziksel deneyimin yerini doldurabileceğine inanmıyorum. Ancak dijital çağa doğan yeni nesil tüketiciler, bireysel deneyimlere alıştılar. İnternet şirketlerinin bizleri yakından tanıdığı, tercihlerimizden yola çıkarak kişiye özel deneyimler sunduğu bir dönemdeyiz. Öte yandan offline perakendeciler bizleri tanımıyorlar. Mağazaya girip çıkan tüketicilerin seçimleri, zevkleri ve stilleriyle ilgili fikir sahibi değiller. Bu sorunun çok yakında çözüleceğini düşünüyorum. Zira, perakendecilikte bireyselleşme devrimi dijital teknolojiler sayesinde kapımıza kadar geldi. Farfetch’in geliştirdiği Arttırılmış Gerçeklik vizyonu ve bunun beraberinde getirdiği Store of the Future (Geleceğin Mağazası) projesi, tam da bu noktada devreye giriyor. Buradaki amaç, online ve offline mağazalara dair tüm temas noktalarını harekete geçirerek tüketiciye mükemmel bir deneyim sunmak.

Geleceğe baktığımızda, lüks sektörün önümüzdeki on yıl içerisinde 500 milyar dolar kadar büyümesi bekleniyor. Online satışın ise bu rakamın 100 milyar dolarlık büyük bir bölümünü temsil edeceği öngörülüyor. Teknolojik gelişmelerle bu payın her geçen gün artması da ihtimal dahilinde. Bu bağlamda Farfetch olarak Araştırma ve Geliştirme’ye agresif yatırımlar yapmaya, girişken olmaya devam edeceğiz. Coğrafyamızı ve kategorilerimizi genişletmek ise daimi hedeflerimiz arasında.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here