Kimdir Bu Z Kuşağı Dedikleri?

    0

    Ve ne isterler şu hayattan? Ellerinden telefonlarını düşürmedikleri için çokça eleştirilen bu genç kuşağın aslında her şeyin farkında olduğunu ve dünya trendlerine bizzat yön verdiğini artık kabul etmenin vakti geldi. Bir sonraki adımsa önyargıları kırıp barış çubuğunu uzatmak; çünkü gelecek onların elinde artık, onları daha yakından tanımak bizim faydamıza…

    Yazı: Nadir Sönmez

    Z kuşağına ya da dünyanın bildiği adıyla Gen Z’ye tüm dikkatimize vermeden önce, önemli bir ayrımın altını çizmemiz gerek: Milenyaller ve Z kuşağı, aralarındaki fark çoğu zaman bilinmediği için sanki aynı kitleymiş gibi tanımlanıyorlar. Oysa yaş grubu olarak ikisi de birbirinden net bir şekilde ayrılıyor. Milenyaller, Z kuşağının abi ve ablaları esasen.

    1980 – 1994 arasında doğanlar; Milenyaller. iPhone’un 2007 yılında icat edildiği ve Facebook’un 2008 yılında yaygınlaştığı düşünüldüğünde, hayatlarının ilk kısmını günümüz dünyasının vazgeçilmez teknolojik gelişmeleri olmadan yaşadıkları anlaşılıyor. Halbuki Gen Z’ye dahil olanların hiçbiri internetin olmadığı bir döneme tanıklık etmedi. Yani Milenyaller için gerçek hayat ve sanal alem arasındaki bir farktan söz edilebilir ancak Gen Z için böyle bir ayrım söz konusu değil.

    Kültürel çeşitliliği benimsiyor, dışlayıcı düşünce sistemlerine ya da hiyerarşik toplumsal yapılanmalara sıcak bakmıyorlar. Kendilerinden uzak hayatları takip ederek güçlü bir empatiye sahip olabiliyorlar.

    Dijital dünyanın içine doğan kuşağın algılarının şekillenmesinde bu durum çok etkili. Kendilerinden önceki nesilden daha erken yaşlarda akıllı telefon sahibi oluyorlar ve zamanlarının daha büyük bir bölümünü sanal ortamda geçiriyorlar. Sosyal medya alışkanlıkları da değişim göstermeye başlamış. Facebook onlar için neredeyse demode olmak üzere ancak Instagram’ı seviyorlar. Onlara has özellikleri en iyi yansıtan uygulamalardan biri Snapchat. Kendi özgün iletişim kodlarını kullanabildikleri Snapchat üzerinde, edit’leme ve filtreleme gibi fonksiyonlar sayesinde, kendilerinin daha güzel bir hallerini yaratmaya mesai harcamadan paylaşımlarda bulunuyorlar. Postları geçici olduğu için hayatlarını paylaşırken tutarlı bir dijital persona yaratma gerekliliği duymuyorlar. Zaten kendileri de kimliklerini her daim güncelliyorlar. Tiktok da Gen Z’nin gözüne girmiş bir uygulama. Okumayı öğrenmeden önce tabletlerle tanışan bu gençlerin dikkatleri çok kolay dağılıyor. Onlara video aracılığıyla mesaj iletme süresinin sekiz saniye olduğu söyleniyor. Tiktok da çok kısa süreli videolar paylaşmaya olanak sağlayan bir platform.

    Bu jenerasyonun kodlarında var: “Çeşitlilik”

    Gündemi takip edebilmek için ana akım medya dışında da başka birçok mecraya ulaşabilen Gen Z, dünyada ne olup bittiğine dair çok bilgili. Kültürel çeşitliliği benimsemeleri onları tanımlayan en önemli özelliklerden biri. Mantaliteleri dışlayıcı düşünce sistemlerine ya da hiyerarşik toplumsal yapılanmalara sıcak bakmıyor çünkü kendilerinden uzak hayatları takip ederek güçlü bir empatiye sahip olabiliyorlar. Etnik, ırk ve cinsiyet ayrımcılığı konularında çok donanımlılar ve kapsayıcılık jenerasyonlarının en önemli ilkelerinden biri. Sosyal adalete önem veriyorlar ve çevre sorunlarına duyarlılar. Gen Z’nin bu nitelikleri modayla olan ilişkilerinde de belirleyici oluyor ve modayla ilişkilerini sadece stil ve trendler üzerinden kurmuyorlar. Ürünlerini satın aldıkları markaların ideolojik yaklaşımları ve dijital kimlikleri onlar için önemli. Moda sektöründe ve profesyonel yaşamda aktif roller üstlenen genç bireyler üzerinden Gen Z’yi tanımladığı düşünülen özellikler incelenebilir.

    Tavi Gevinson

    1996 doğumlu Tavi Gevinson moda dünyasındaki bilinirliği ve saygınlığı ile yeni jenerasyonun en bilindik kişiliklerinden. Style Rookie isimli ve gençlere yönelik bir moda blogu kurarak başlattığı kariyeri ise hayranlık uyandırıcı. 12 yaşında basın takibine alınan ve 15 yaşında popüler kültür ve feminizm gibi konularda görüş bildirmeye başlayan Gevinson bugün 22 yaşında. Rookie’yi online bir dergi olarak yayınladığı yılların ardından kitaplar yayınladı ve Broadway’de sahne alarak tiyatroya da el attı. Konuşurken özgüvenli ve yapıcı bir yaklaşımı var. Blogu meşhur olduğundan beri moda dünyasının benimsediği ve bağrına bastığı Gevinson ergenliğini, dünyaca ünlü markaların defilelerini en ön sırada izleyerek geçirmiş. Vogue dergisinin yayın yönetmeni Anna Wintour’la bir araya gelebilmesi ya da özel davetli olarak Paris Moda Haftası’ndaki Dior defilesine gidebilmesi ona atfedilen önemin göstergesi. The Talks internet sitesi için verdiği röportajda ona Scott Schumann’ın hakkında söyledikleri hatırlatılıyor. ‘The Sartorialist’ isimli moda blogunun kurucusu, Tavi Gevinson’un yazdıkları için “Beş yaşındaki Michael Jackson’un aşk hakkında şarkı söylemesi” benzetmesinde bulunmuş. Tavi Gevinson ise “az yaşamış insanların dünyaya dair geçerliliği olan düşünceler üretemeyecek kişiler gibi görülmesinin çok yaygın bir yanılgı olduğunu” dile getiriyor. Gevinson kuşağının çeşitliliğe ve herkesi kapsamaya yatkın yaklaşımlarını moda endüstrisindeki ayrıcalıklı zümreleri eleştiren açıklamalarıyla temsil ediyor.

    Yeni nesil stil ikonları

    Şarkıcı ve oyuncu Jaden Smith, Gen Z’nin en önemli stil ikonlarından biri. Zaten ‘Icon’ isimli şarkısında kendisinin bu yönünü haykırıyor. Şarkının klibinde altın kaplama dişleriyle rap kültürünü yaşatırken; boynunda zincirleri, yamalı kot ceketi ve pantolonuyla pembe bir gökyüzünün altında dans ediyor. Koreografisi moonwalk esintili. 1998 doğumlu genç idol, klibin sonuna doğru jenerasyonunun elinden düşürmediği telefonla konuşmasına dalıyor. Saçları boyalı ve iddialı. ‘Plastic’ isimli şarkısında açıkça söylediği gibi modayı önemsiyor ve stili takipçilerini etkiliyor. 2016 yılında Louis Vuitton kadın koleksiyonu için objektif karşısında geçen Smith etek giyerek cinsiyet kimliği meseleleriyle ilgili tutumunu belli etmiş ve basına yaptığı açıklamalarla okullardaki akran zorbalığına karşı mücadeleyi desteklemişti. Herhangi bir kimlikle tanımlanamayacak eklektik stili sadece kombinasyon serbestliği anlamında değil, sosyal meselelere atıfta bulunmasıyla da jenerasyonuna özgü.

    Barbie Ferrera

    Tom Ford’un Nocturnal Animals filminin açılışındaki özgürce dans eden çıplak büyük beden kadınlar, moda dünyasının vücut olumlama hareketini destekleyeceğinin işaretlerindendi. Ana akımda yankı bulan bir film kitlelere mesaj ulaştırmak için güzel bir yöntem ancak Gen Z’nin düşüncelerini yaymak için çeşitli alternatifleri var. Sanal alem şöhretleri ve influencer’lar bakış açılarını oluşturmalarında çok etkili. Barbie Ferrera, YouTube kanalı üzerinden ve Instagram paylaşımlarıyla beden olumlama hareketi için uğraş veren genç bir aktivist. Kanalında kadınların vücut tüyleriyle ilgili konuları yaşıtlarıyla konuşurken, Instagram hesabında ise kilolu bedeniyle barışık olduğu mesajını veren paylaşımlarda bulunuyor. Girls dizisi ile bu görüşlerin dünyaya yayılmasına katkı sağlayan Lena Dunham gibi milenyallerin de bu yeni vücut algısına ortam hazırlamakta etkili olduğunu unutmamak gerek.

    Duyarlılık, herkese ve her şeye karşı

    Büyük bedenlerin görünürlüğü markaların stil yaklaşımlarıyla paralel ilerleyen bir fenomen. Gen Z için rahatlık ve konfor vücut hatlarını öne çıkaran tasarımlardan önce geliyor. Yaratıcılığını öğrenci, stilist, aktivist, imaj tasarımcısı ve genç yazarların üstlendiği Collusion, dökümlü kıyafetlerin coşkun renkli örneklerini görebileceğimiz bir giyim markası. Ürünlerinde hayvansal malzeme kullanılmıyor ve çoğunluğu sürdürülebilir pamuktan üretilmiş kumaşlar tercih ediliyor. İş birliğini çok önemsiyorlar ve ilkelerinden biri ilkelerini sürekli gözden geçirmek. Geri dönüştürülebilir malzemeyle esnek yapılı ayakkabılar üreten Allbirds markası da sürdürülebilirliği merkezine alan bir yaklaşım benimsiyor. Yani bir markanın Gen Z’yi müşterisi yapabilmesi için bu kuşağın sosyal ve çevresel kaygılarını kavraması önemli.

    Gen Z’yi tanımlayıp genel karakter özelliklerini belirlemek, neslin değişikliğe açıklığı düşünüldüğünde çelişkili bir yaklaşım olur. Ancak moda sektörü Gen Z’nin şu an bilinen duyarlılıklarıyla flört etmeye başladı. Duayen tasarımcı Karl Lagerfeld, Cindy Crawford’un kızı Kaia Gerber ile ortak bir koleksiyon için iş birliğine gitti. Bu tasarımlarda Lagerfeld’in Parizyen şıklığına 4 milyondan fazla Instagram takipçisi olan Kaia Gerber’in Los Angeles menşeli genç rahatlığı ekleniyor. H&M İsveç’li EYTYS markası ile üniseks bir koleksiyon çıkarıyor. Vogue dergisinin kapak fotoğrafını çekme şerefine nail olan ilk siyahi fotoğrafçı 1995 doğumlu Tyler Mitchell oldu. Moda dünyası yeni neslin değişken ve geçişken kimlik anlayışına adapte olmayı öğreniyor. Bu gelişmelerin markaların pazarlama stratejilerine katkı sağladıkları yadsınamaz ancak vitrin özellikleri olmakla sınırlı kalmamaları dünyanın geleceği için de faydalı olabilir.

    CEVAP VER

    Please enter your comment!
    Please enter your name here