Mars’ta Ne Giyeceğiz?

0

Yüzde 100 pamukluların, ipek ve yünün modası geçmedi. Ama giysilerimizde teknolojinin nimetlerinden daha fazla yararlanacağımız kesin. Bunun için astronot olmamıza da gerek yok…

Yazı: Mert Uyguner

Sadece Amerikan vatandaşlarının yararlanabileceği bir ayrıcalık şimdilik ama NASA, gelecek yıldan itibaren Uluslararası Uzay İstasyonu’nu ticari uçuşlara açacağını duyurdu. Geceliği 35 bin dolara uzay istasyonunda kalanlar, 28 bin kilometre hızla dönerken bir günde 16 kez Güneş’in doğuşunu ve batışını izleyebilecek. Uzay istasyonunda kalanların özel kıyafetlere ihtiyacı yok. Sıcaklık sabit ancak duş almak bir sorun. Bu yüzden uzay turistleri yanlarına hafif ve ter kokusunu engelleyecek kıyafetler almakla yetinebilir. Uzay aracının dışına çıkan astronotlarınsa özel kıyafetleri var elbette. 2030’dan sonra Mars’ta kurulacak kolonilerde de en azından eksi 140 dereceye dayanacak özel kıyafetler gerekiyor. NASA astronotlarının yabancı gezegenleri keşfedip (sert koşullarda uzun süre giyebilecekleri; sıcağa, soğuğa ve basınca dayanıklı, hafif ve örnek toplarken rahat hareket etmeye izin verecek) Z-2 uzay kıyafetlerinin prototiplerini paylaşmıştı… Ursula K. Le Guin’in kült romanı “Karanlığın Sol Eli”nde Genli Ai’nin Kış Gezegeni’nde giydiği, vücudunu ikinci bir deri gibi sarıp, onu tüm iklim koşullarından koruyan kıyafet ise henüz icat edilebilmiş değil. Ancak teknolojideki hızın gerisinde kalsa da tekstil alanında da önemli gelişmeler var.

Sert iklim koşullarında giyilebilecek, su geçirmez ayakkabı ve kıyafetler, hafif ve sıcak tutacak giysiler uzun zamandır var. Ter kokusunu hapseden, ütü istemeyen, leke tutmayan, kolay yıpranmayan ve eskisinden çok daha hafif… Hepsi var. Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç’un da favori markalarından olan ve Türkiye’de de mağazaları bulunan Brooks Brothers ilk ütü istemeyen tişörtleri 1953’te satmaya başladı. Bugün ütü istemeyen çeşitler, markanın toplam tişört satışlarının yüzde 90’nını oluşturuyor. DuPont ile birlikte ortaya çıkardıkları bu ürün grubu, basitçe pamuklu kumaşın formaldehyde ile kaplanmasından ibaret. Kumaşın daha az hava alması, doğal hissinin kaybolması, dirseklerde yıpranmalara yol açması gibi eksileri lüks markaların yüz çevirmesine neden olsa da ütü yapmak için zaman ve enerji harcamadan, yıkayıp doğrudan giymeye olanak sağladığı için özellikle seyahatlerde çok cazip olabiliyor.

Araştırma şirketi Gartner geçen yıl, dünya genelinde giyilebilir teknoloji sayısının yüzde 25,8 oranında artarak 2019’da 225 milyona ulaşacağını tahmin etmişti. Giyim bu endüstrinin en hızlı büyüyen alanlarında biri.

Banana Republic’ten, Ermenegildo Zegna ve yerli erkek giyim markası Ramsey’e kadar birçok giyim markası ütü gerektirmeyen gömlek ve tişörtler satıyor. Ütü gerektirmeyen kumaşların leke tutmamak gibi bir özellikleri daha var. Ayrıca erkek giyim markaları özellikle son beş yıldır yine yüzde 100 yün ya da karışımı yün ağırlıklı kaliteli kumaşlardan eskisine göre çok daha hafif, terletmeyen ceketler üretiyor. Ralph Lauren PyeongChang Kış Olimpiyatları sırasında ABD takımını, akıllı telefonlardaki bir uygulama tarafından kontrol edilen parkalarla ısıtmıştı. Ramsey’in yeni koleksiyonunda da ısıtmalı montlardan var. Üzerine şarj edilebilen bir güç ünitesi yerleştirilmiş. Markanın koleksiyonunda, arka cepteki cüzdana el uzatıldığında alarm çalan pantolonlar da var.

Isıyla renk değiştiren kumaşlar (ki DeFacto özellikle çocuk koleksiyonlarında kullandı), şarkıcı Katy Perry’nin de giydiği ve üzerine dijital olarak mesaj yazılabilen kıyafetler, ışıklı elbiseler… Hiçbiri artık şaşırtıcı değil. EntoGenetics isimli bir start up, süper güçlü örümcek ipeği geliştirmek için çalışmalarına devam ediyor. Avustralya’daki Deikin Üniversitesi, delici aletlere maruz kaldıktan sonra kendi kendini onarabilen ve güçlü darbelere karşı koruma sağlayarak hepimizi bir nevi Terminatör’e dönüştürebilecek kumaş örnekleri ortaya koydu. Kısacası bu alandaki çalışmaların da, içlerinden gündelik hayatımıza sızanların da sayısı artıyor.

Ünlü model Gisele Bündchen’in eşi ve Amerikan futbolunun yıldızlarından Tom Brady’nin yüksek fiziksel efor sonrası kaslarında oluşan inflamasyonu, vücut ısısından infrared radyasyon dalgaları (far infrared radiaton) üreten bio seramik baskılı (bio-ceramic print) pijamalarla giderdiği söyleniyor. O kadar kasları okşamasa da artık herkesin nefes alan ve terletmeyen kumaşlardan egzersiz kıyafetleri ve gündelik hayatta da kullandığı yoga pantolonları var.

Örnekler çoğaltılabilir… Google Glass’ın doğmadan ölmesinden bu yana giyilebilir teknolojilerin yaygınlaşacağı konuşuluyor. Yeni teknolojilere duyulan ilgi sürekli artsa da bu tür ürünler dolaplarda henüz pek de fazla yer kaplamış değil. Ancak akıllı giysiler nihayet önemli bir dönemeci geçmiş olabilir. Araştırma şirketi Gartner geçen yıl, dünya genelinde giyilebilir cihaz sayısının yüzde 25,8 oranında artarak 2019’da 225 milyona ulaşacağını tahmin etmişti. Giyim bu endüstrinin en hızlı büyüyen alanlarında biri.

Michael Kors, Tag Heuer, Diesel, Nike gibi birçok farklı markanın, adım sayıp nabız ölçen FitBit, Apple Watch ve Google’ın akıllı saatleri üzerindeki çeşitli uygulamalarla çalışan ayakkabı, takı ve giysileri var. Rebecca Minkoff’un iPhone şarjına dönüşen deri bileklikleri, Swarovski’nin Misfit ile bağlantıya geçip, egzersiz ve uyku düzenini takip eden aktif kristalleri… Buraya kadar saydıklarımızı giyilebilir teknolojilerin ilk uygulamaları olarak kabul edebiliriz. Aksesuar olmaktan öteye geçip daha “giyilebilir” olan örnekler çoğalıyor. Levi’s’ın Google iş birliğiyle çıkardığı ceketler mesela… Bluetooth ile cep telefonuna bağlanabilen bu akıllı ceketleri giyenler, kollarının bir hareketi ile çalma listelerinde bir sonraki parçaya geçebiliyor veya gelen aramaları kabul edebiliyor. Levi’s bu üründe Google tarafından akıllı giyim için geliştirilmiş bir dijital platform olan Jacquard Threads’i kullanıyor. Hareket sensörleri kumaşın içine yerleştirilmiş; terlemeyle oluşacak nemden etkilenmiyor ve makinede yıkanabiliyor. Ayrıca esnek… Yani gerçekten giyilebilir bir teknolojiden söz ediyoruz.

Giysilere eklenip iliştirilen değil, kumaşın ve tekstilin kendisini akıllı hale getirmesinden söz ediliyor artık. İngiltere merkezli bir start up olan Pireta e-tekstil alanında kumaşın es- nekliğini ve nefes almasını sağlamak, dokusunu bozmamak gibi önemli vaatlerde bulunuyor. Kumaşa daha lif aşamasında, üzerine sonradan çeşitli elektronik çözümlerin entegre edilebileceği, dayanıklı bir ince metal tabaka ekleniyor. Pireta, “gerçekten giyilebilir” diye tanımladığı kumaşlarının sağlık, savunma, spor ve moda alanında çeşitli uygulamalarla entegre edilerek kullanılabileceğini söylüyor. Tansiyon, nabız, vücut ısısı ölçen giysiler gibi…

DuPont’un geliştirdiği teknoloji ise bu alandaki değişimi daha da hızlandırabilir. Ocak 2019’da futbol kulübü FC Barcelona’ya özel inovatif akıllı giysilerin tanıtımını yapan şirket, Intexar adını verdiği teknolojisini kumaşa gözle görülüp anlaşılamayacak şekilde entegre ediyor. DuPont’un bu alandaki iş ortağı olan Twinery, Güney Asya’nın en büyük giyim ve tekstil üreticisi olan MAS Holding’in inovasyon kolu olarak kurulmuş bir şirket. Giyilebilir kumaş ve malzemeler alanındaki uzmanlığı ile DuPont’un yanı sıra dünyada bir- çok başka markaya çözümler sunan Twinery, koku koruması, ısıtma, aydınlatma gibi başlıklarda 50’den fazla yenilikçi teknolojinin sahibi.

Bebek bakım ürünleri alanında uzmanlaşan Owlet’ın, Las Vegas’taki Tüketici Elektroniği Şovu’nda (Consumer Electronics Show) duyurduğu yeni ürünü Owlet Band de DuPont’un Intexar teknolojisini kullanıyor. Annenin bir çamaşır gibi giyebildiği ürün, üzerindeki ultrason cihazlarındakine benzer yuvarlak bantlarla bebeğin hareketlerini, tekmelerini ve nabzını izlemeye imkan veriyor. Bebeğin iyi olup olmadığını merak edip özellikle son aylarda sürekli tekme sayan anne-babalar için harika bir ürün. İngilizcesiyle “smart clothing” hayatımıza daha çok yenilik ve konfor getirecek, burası kesin.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here