Oyun Kurucu: Lucia Restelli

0

 

Toptan satıştan perakendeye, pazarlamadan halkla ilişkilere tam teşekküllü bir hizmet sunan Rainbowwave, bir çiftçi edasıyla ekiyor, suluyor, biçiyor ve birbirinden başarılı markalar yetiştiriyor. Müşteri portföyünde Ancient Greek Sandals, Le Specs, Needle & Thread ve Loeffler Randall’ın da bulunduğu Londra merkezli ajansın kapılarını, geçtiğimiz günlerde yolu İstanbul’a düşen global satış direktörü Lucia Restelli ile araladık.

Moda sektöründe çalışmak istediğinizi yolun en başından beri biliyor muydunuz, yoksa tesadüfler sayesinde mi keşfettiniz?

Modaya oldum olası ilgim vardı. Ancak bu alanı daha çok antropolojik açıdan incelemek istiyordum. Başka bir deyişle, modanın iletişim, aidiyet ve üretim bileşenlerine ilgi duydum hep. Bu yaklaşımım, üniversitede mimarlık bölümünde okurken moda sektöründe edindiğim deneyimlerle gelişti. Bana satış, üretim, tasarım, perakende ve görsel sunum gibi modanın farklı kollarını öğreten birbirinden yetenekli insanlarla çalıştım. Sektöre Dries Van Noten modaevinin İtalyan temsilcisi Manuela Feltre ile adım attığım için çok şanslıyım. Ahlaki değerlere sahip prensipli bir marka ve A’dan Z’ye her şeyi öğretebilecek deneyimli bir rehberle çalışmak büyük bir ayrıcalıktı.

Sekiz yıldır çalıştığınız Rainbowwave ajansının iş modelini nasıl özetlersiniz?

Rainbowwave’in başlıca görevi marka inşa etmek. Toptan satış, iletişim ve perakende kolları var bu işin. Yirmi sene önce toptan satış markası olarak sektöre giren bu şirketin kurucusu Maria Lemos, zaman içerisinde tasarım, yargı değerleri ve kalite açısından birbiriyle iyi geçinebilecek ayrıksı markaları tek portföyde bir araya getirmiş. Halkla İlişkiler kolu ise yedi yıl önce departman direktörü Bianca Fincham önderliğinde açıldı. Bence bizi diğerlerinden ayıran özellik, uluslararası platformlarla ve perakendecilerle kurduğumuz değerli, samimi ve profesyonel ilişkiler. Birçok perakendecinin kendi editoryal platformunu oluşturduğu bir dönemde, Halkla İlişkiler departmanımız toptan satış ekibimizle yakın işbirliği yaparak yerel stratejiler geliştiriyor ve satış rakamlarına büyük katkı sağlıyor. Misyonumuz yalnızca imaj yaratmak değil, marka ürünlerini farklı mecralara yerleştirecek akıllı stratejiler de geliştirmek. Satış, markalarla yakın işbirliği içerisinde ürettiğimiz kombine çözümlerle gerçekleşiyor zira. Ajans dahilinde edindiğimiz birikimler ve deneyimler sayesinde sektörde umut vaat eden, yükselen yetenekleri önceden tespit edebiliyor, onların etkili biçimde global pazara açılmalarını sağlayacak özel stratejiler geliştirebiliyoruz. Bugüne dek birbirinden farklı başarı hikayelerine imza attık.

Global satış direktörü olarak üstlendiğiniz sorumluluklarınızdan bahseder misiniz?

Öncelikle, Rainbowwave’de titrlere önem vermediğimizi belirtmek istiyorum. Burada titrlerden öte yaptığınız iş ve elde ettiğiniz sonuçlar değerlidir. Bu bağlamda, şirket çalışanları olarak hepimiz müşterilerimizi memnun etmek için kendi iş tanımımızın dışında işler yapıyoruz. Benim biraz eklektik bir görevim var. Özetle, Maria Lemos’un sağ koluyum. Yeni yetenekler keşfediyorum, marka direktörleri ve müdürleriyle satış stratejileri geliştiriyorum, koleksiyon geliştirme konusunda markalara destek veriyorum ve iş modelimizi pekiştirecek fırsatlar kovalıyorum.

Birbirinden farklı global markaların ortak paydası ve sizi tercih etmelerinin sebebi nedir?

Resort koleksiyonlarından kadın ve erkek giyimine, ayakkabıdan aksesuara farklı kategorilerde ürünler sunan tasarımcılarla çalışıyoruz. Her kategorinin liderini keşfetmek için dünyayı geziyoruz. Aradığımız başlıca özellikler, yetenek, özgünlük, istikrar ve ahlaklı değer yargıları. Bizim uluslararası müşteriye gururla sunacağımız, global pazarın da istediği marka profilinin bileşenleri bunlar. Bir proje geliştirirken işe markanın çekirdeğini oluşturan değerlerle başlıyoruz. Markanın kurum içi bir departmanı, bir nevi sağ kolu gibi çalışarak yalnızca markaya özel formüller geliştiriyoruz. İş modelimizde basmakalıp yaklaşımlara yer yok.

“Müşterinin girişimini kendi girişiminiz olarak benimserseniz, bir markayı pazarlamak ve büyütmek stresli bir görevden ziyade heyecan verici bir serüvene dönüşür.” Bu sözünüzü açıklar mısınız?

Rainbowwave’de temsil ettiğimiz markalara gönülden inanıyoruz. Başarı elde etmeleri için en doğru stratejiyi belirleyerek büyümeleri için her türlü desteği veriyoruz. Her marka, temsilcisine güvenmek, ekibinin bir parçası olduğunuzu hissetmek ister. Aidiyet duygusu burada çok önemli. Sorumluluk almak, stratejilerin olduğu kadar elde edilen sonuçların da arkasında durmak, yalnızca iş hayatına değil, hayatın her alanına uygulanması gereken bir prensip bence. Bizim işimizde her şey güvenle alakalı. Bir ekip olduğunuzun bilinciyle hareket etmeli, başarının veya başarısızlığın birlikte elde edildiğini idrak etmelisiniz.

Biraz da modadan bahsetmek istiyorum. Bugünlerde sektöre, tasarımcılara ve koleksiyonlara yön veren güncel meseleler neler?

Yavaş ve hızlı. El emeği ve dijital. Klasik ve deneysel. Moda tüm bu zıtlıklardan, globalde etkili olan sosyal ve siyasi gelişmelerden besleniyor. Dolayısıyla insana dair ne varsa podyumlara yansıyor. Güvenlik, aidiyet ve sürdürülebilirlik halen güncelliğini koruyan, gün geçtikçe popülerleşen ve sıkça işlenen konulardan. Örneğin, bu sezon podyumda birçok genç tasarımcının ileri ve geri dönüşümle ürettiği yenilikçi kumaşlar, koleksiyonlar ve aksesuarlar gördüm. Teknolojiyi, sürdürülebilir tasarım kodları geliştirmek için, olumlu amaçlar doğrultusunda kullanmalarına hayran kaldım. Az önce moda zıtlıklardan beslenir demiştim ya, bu yaklaşımın karşı kulvarında ise gerçeklerden kaçma ihtiyacı var. Hayatın tadını çıkarmak ve eğlenmek de bu sezon podyumlara yansıyan, hayal gücümüzü esneten sosyolojik temalar arasında.

Modanın sürdürülebilir bir sektöre d.nüşmesi için işe nereden başlamalıyız sizce?

Moda döngülerden ibarettir. Trendler gelip geçicidir, bazıları piyasadan kaybolup birkaç yıl sonra ansızın gardırobunuza tekrar sızabilir. Sürdürülebilirlik konusunda da, işe döngülerden başlamalıyız bence. Ham maddenin tedarik edilişinden tutun da ürünün rafa çıkmasına kadar uzanan üretim döngüsünden söz ediyorum. Bu prosedür baştan sona itinayla incelenmeli. Bunun yanı sıra, global pazardaki ürün hacmini ele almak gerek. Çok yüksek bir hacimden söz ediyoruz zira. Bu rakamları güncellemek etkili bir yaklaşım olabilir. Diğer yandan tüketici, giydiği tasarımın değeri ve nasıl yapıldığı konularında bilinçlendirilmeli.

Dijital dünya modanın geleceğini nasıl etkileyecek sizce?

Birkaç gün önce okuduğum 21’inci Yüzyıl İçin 21 Ders adlı kitabı herkese tavsiye ediyorum. Yazarı Yuval Noah Harari, büyük bir düşünür. Teknolojinin ve yapay zekanın hayatımızı nasıl etkilediğini detaylarıyla anlatmış. Dolayısıyla ‘‘Gelecekte bizi neler bekliyor?’’ sorusunun cevabını Harari’ye bırakacağım. Ancak şunu söyleyebilirim: Bugün insan gücüne ihtiyaç duyan meslekleri, önümüzdeki yıllarda makineler devralacak. Yapay zeka, gereksinimlerimizi, sağlığımızı pekiştiren faktörleri ve duygularımızı etkileyen unsurları, bizlerden çok daha keskin biçimde belirleyebilecek. Bu yüzden, gelecek yıllarda modada mükemmeliyetçilikten uzaklaşacağımızı, insan faktörüne ve kusurlarına daha çok değer vereceğimizi düşünüyorum. Belki de gelecekte lüks anlayışımız tamamen değişecek ve kusursuz değil de kusurlu deneyimlerle ölçülecek. Kim bilir…

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here