sat-su-ma

0

 

Sürdürülebilirlik kavramı moda endüstrisindeki yerini sağlamlaştırmaya başlamışken alternatif üretim modellerinin mümkün olduğunu gösteren markalarla da yollarımız daha sık kesişmeye başlıyor. Kullanılmış yelken bezlerinden ortaya çıkan tasarımlardan, bitkisel özlerden elde edilen boyalara; üretim sürecinde sürdürülebilirliği ilke edinmiş beş yerel markayı mercek altına alıyoruz. Sırada sat-su-ma…

sat-su-ma’nın kurulduğu ana dönelim: Markanın hikayesi nasıl başladı?

sat-su-ma, 2013 yılında doğal boyamaya merak salıp, boyadığım kumaşlarla ne yapacağıma karar vermem gereken noktaya ulaştığımda doğdu diyebilirim. Bitkilerden renk elde etme konusuna merak salmam ise, bitkiler dünyasına yakınlığım ve kentten kasabaya göçüşüm ile etrafımdaki bitki nüfusunun artması sonucunda oldu. Üniversite eğitimim biyoloji, yüksek lisansım ise bitki biyolojisi üzerine. Yaklaşık altı ay gibi bir süre doğal boyama konusunu araştırıp, denemeler yaptıktan sonra büyük parça kumaşları istediğim renkte ve tekrarlı olarak boyayabilir noktaya geldim. Bu kumaşlar birikmeye başladığında ise bunları bir şeye dönüştürme gereksinimi ortaya çıktı. Çocukluğumdan beri dikiş dikmeye ve kendi diktiklerimi giymeye meyilli olduğum için bu kumaşlardan giysiler dikmeye başladım. Böylece satsu- ma’nın ilk parçaları ortaya çıktı.

Bu bilinçte ürünler tasarlamaya nasıl karar verdiniz?

Aslında sürdürülebilirlik sat-su-ma’nın ortaya çıkış sebebi değil de, sonucu desem daha doğru olur. Ben zaten tamamen doğal malzemeler kullanıyordum. Çünkü doğal boyama ancak doğal elyaflar kullanılarak uygulanan bir teknik. Sadece zaman içerisinde kullandığım doğal elyafları sürdürülebilirlik açısından daha iyi olanları ile değiştirdim. Örneğin konvansiyonel pamuktan organik pamuk kullanımına geçtim.

Üretim süreciniz nasıl ilerliyor?

Koleksiyon fikri oluştuktan sonrası çok basamaklı ve karmaşık. Öncelikle uzun bir malzeme araştırması ile başlanıyor. Piyasada inanılmaz bir malzeme çeşitliliği var, ancak söz konusu sürdürülebilir malzemeler olunca işler ne yazık ki zorlaşıyor. İstediğimiz özellikte ve miktarda malzeme bulabilmek için pek çok üreticiyle görüşmemiz gerekiyor.

Ham malzemelere karar verdikten sonra renk çalışmaları başlıyor. Kullandığımız tüm renklerin reçeteleri, haftalar süren reçete oluşturma süreçleri sonucu ortaya çıkıyor. Yani tümü sat-su-ma’ya has renkler.

Daha sonra üretim sürecini kurgulamak gerekiyor. Çünkü kimi zaman kumaşlar boyanıp daha sonra dikiliyor, kimi zaman ise parçalar dikildikten sonra boyanıyor. Bu tamamen tasarlanan parçaya has karar verilen bir durum. Hele ki iplik boyanıp bundan dokuma kumaşlar yapılacaksa, bu bambaşka bir süreç. Ayrıca özel bazı teknikler kullanılacaksa, mesela bu koleksiyonda el işlemeleri, porselen düğmeler gibi detaylar var, onların numuneleri ve üretim süreçleri de dahil oluyor. Dolayısıyla koleksiyondaki tüm parçaların üretim süreçleri detaylı olarak kurgulanıyor ve bu kurguya bağlı olarak kademeli olarak süreç yürütülüyor. Tabii bu sürecin içinde tasarlanan parçaların kalıplarının çıkarılması ve provalarının yapılması da var. Malzeme hazırlığı ve üretiminin hemen akabinde parçaların dikilmesine geçiliyor. Sonrası ise koleksiyonun sunulması… Bunun için fotoğraf çekimleri yapılıyor, gerekli dökümanlar hazırlanıyor. Ürünler ve dökümanlarımızla çeşitli fuarlara katılıyoruz.

Doğru materyallere ulaştığınızı nasıl anlıyorsunuz?

Belli başlı birkaç prensibimiz var. Bahsettiğim üzere doğal boyama tekniği gereği zaten sadece doğal elyaflar kullanabiliyoruz. Ancak bir elyafın doğal olması onun sürdürülebilir olduğu anlamına gelmiyor. Örneğin, konvansiyonel pamuk tarımı kesinlikle sürdürülebilir olmayan bir süreç. Çok fazla pestisit ve su kullanımı gerektiriyor. Buna karşılık organik pamuk tarımı, pestisit kullanımı içermiyor ve su kullanımını ise çok daha tasarruflu yapması gerekiyor. Dolayısıyla eğer pamuk kullanılacaksa organik ve iyi tarım uygulamaları ile yetiştirilmiş olması gerekiyor. Yoksa dünyanın bizim üreteceğimiz yeni bir konvansiyonel pamuk giysiye ihtiyaç duyduğunu düşünmüyoruz. Kullandığımız malzemenin bize göre doğru olup olmadığını, üretilirken geçtiği süreçler esnasında çevreye etkisine ve kullanım sürecinin sonuna geldiğinde atık çıkarmadan yeniden toprağa karışıp karışmadığına göre anlıyoruz. İstediğimiz standartta olmayan malzemeyi kullanmıyoruz.

 Ürünlerin renklerini elde ederken çeşitli meyveleri kullanıyorsunuz. Bundan biraz bahseder misiniz; nasıl ortaya çıkıyor bu renkler?

Sadece meyveler değil, çiçekler, kökler, kabuklar, yapraklar gibi çok çeşitli bitkisel kısımlardan boya elde edilebilir. Bu olguyla mutfakta da sıklıkla karşılaşırsınız. Elleriniz boyanır veya bir şeyler lekelenir. Doğal boyamanın bir zanaat olmasının nedeni ise, bu renklerden hangisinin daha kalıcı olduğunu ve bunların kumaşa kalıcı olarak nasıl bağlanacağını bilmekte.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here