Bu coğrafyanın tasarım gücü, devrin hız tutkusuyla buluşunca hem yerelde hem de globalde ilham verici işler ortaya çıkıyor. Belçika’daki eğitimi sırasında edindiği birikimi, buranın dinamikleriyle şekillendiren Third markasının kurucusu Tuğçe Özocak bağımsız olarak yola koyulan bir tasarımcı. İmza attığı işler, yenilikçi bir dönemin başladığının da habercisi. Yerel moda endüstrisinin onun dinamizminden kapacak çok şeyi var.

Röportaj: Nadir Sönmez, Seden Mestan

Moda eğitimini endüstrinin en güçlü olduğu şehirlerden biri Antwerp’te tamamladın. Antwerp’teki deneyimlerin tasarım anlayışını ne yönde şekillendirdi sence?

Antwerp bana limitsiz olmayı, aklımdaki her fikri yapmamın bir yolu olduğunu öğretti. Disiplin ve tutkuyla işime bağlı olmayı da! Tam bir yüzleşme aslında bu.

Kendi markan THIRD’ün yanı sıra çanta markası BAÂ’nın da kreatif direktörlüğünü üstleniyorsun. İşlerin birbirleriyle nasıl bir etkileşim halinde?

Disiplinli ve takvimli çalışmayı seviyorum. O yüzden haftamı, ayımı ve sezonları önceden planlayarak gidiyorum. Sezonlarımız genelde aynı takvimlerde ilerlediği için ortak bir çalışma programı oluyor. Tabii en rahatı birinde aksesuar, diğerinde hazır giyim yapıyor olmak. Markaların farklı söylemleri olduğu için çok zorlanmıyorum ama sanki aynı kadın olarak farklı yaşlarda farklı bir anı yaşıyormuş gibi hissettiğim anlar oluyor. Kitleler zaman zaman ortak olsa da her markanın kendine has tatlı bir kitlesi olduğunu düşünüyorum.

Trend analizleri tasarımlarında senin için ne kadar önem arz ediyor? Ya da şöyle soralım: endüstrinin gündemiyle yollarını ne kadar kesiştiriyorsun?

Artık trend analizi çok değişti bence. Yani birebir online’dan okumak, renk paletlerine bakmak yerine ben trendlerin sokakta, o dönem olan ve dünyayan veren olaylarda, Instagram’da, dizilerde, zaman zaman popüler kültürde ve hayatımızda olduğuna inanıyorum. Bunları yaşarken de bence yollarımız kesişiyor. Zaten kreatif trend analizi raporlarının da bunların filtrelenmiş halleri olduğunu düşünüyorum. Ama trend raporu okuyarak koleksiyonuma yol vermiyorum. Benim derdim hikayemi anlatabilmek.

Kendi hikayeme ve hayatıma dahil etmek istediğim, insanların giydiklerinde kendilerini rahat ve güzel hissedecekleri koleksiyonlar yapmak önceliğim.

İstanbul Moda Haftası’nda koleksiyonunu sunan tasarımcılardan birisin. Moda haftaları dam dünyada bir r dönüşümden  geçiyor. Sence sektörde nasıl bir rol üstleniyor mod haftaları ve gelecekte nasıl evrilecekler?

2018 Eylül ayında yaptığım defile benim ve markam için önemli bir adım. Bu yüzden heyecanla gelecek defileleri bekliyorum. Öte yandan benim gibi genç bir markanınm bu derin soluklu işlere yetişmesi zor olabiliyor. Bu yüzden kendi adıma bunu yaşarken benim gibi başka markaların da yaşayabileceğini düşünüyorum. Farklı evrilmeler, daha farklı sunumlar olacaktır. Zaten oluyor aslında.

Marka sahibi olmak sadece kreatif bir süreçten ibaret değil; piyasadaki çok fazla kolu tanımak ve yönetmek zorundasın. Sence bir marka yönetmenin dışarıdan görünmeyen, en zorlu tarafları neler?

Genç bir marka olduğunuz zaman çoğu yönetilmesi gereken durumlar hızlıca krize dönüşebiliyor. Burada önemli olan istikrar, sabır ve çalışmaya devam etmek. Bazen yaptığım işin yüzde 30’u kreatif olup diğer kalanların hepsi operasyonel olabiliyor. Ama şanslı olduğumu söylemek isterim. Third markasını 2014 yılında kurdum. 2015-2017 yıllarında Mehtap Elaidi, ne mutlu bana ki, sürece dahil oldu, markaya finansal ve stratejik yatırım yaparak ihracat kanalını açtı. Tabii böylece yönetilmesi gereken krizler de daha rahat yönetilebilecek krizler haline geldi. 2017 yılından itibaren de kendi showroom’unda olan Third markası altında ablamlardan da tam zamanlı destek alıyorum. Satın alma, pazarlama, grafik olarak bölünmüş durumdayız. Yalnız başarabilmek önemli bir meziyet ama ekip olmak çok daha değerli bence.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here