Sokağa ve Endüstriye Yön Verenler: Spor Giyim

0

 

Spor giyim önce sokakları etkisi altına aldı. Yarış kızışınca spor giyimin devleri tasarımlarını ön plana çıkaran koleksiyonlarla olaya dahil oldu. Trend gündemin ortasına oturunca ise lüks tüketim markaları koleksiyonlarını sportif bakış açısıyla tasarlamaya devam etti. İşte yakın geçmişi göz önünde bulundurarak spor giyimin kısa tarihi!

Dergiler ve kapakları zamanın ruhunu en iyi yansıtan işler oluyor genelde. 2000’li yılların ilk 10 yıllık döneminin tam ortasında, 2005’in Ocak ayında yayımlanan bir Vogue Italia sayısı, her ne kadar “Hollywood” başlığını taşısa da tam anlamıyla dönemi en iyi şekilde özetliyor. Pantalonlar olabildiğince aşağıda, iç çamaşarılar olabildiğince yüksek.

2019-20 Sonbahar/Kış sezonun öne çıkan trendlerinden biri gücünü geçmişten alıyordu. 60’lar, 70’ler ve 80’ler bu sene başroldeydi. Hatta Vogue Paris, Ağustos sayısında bunu kapağa yazmıştı. Peki, onca trend arasında neden öne çıkarılan şey geçmiş yılların tarzı oluyordu? 2019 yılında kapaktan verecek daha önemli bir trend yok muydu? Belki. Trend dediğimiz şey kendini sürekli tekrar ediyor. Floral baskılar, leoparlar, grafik desenler, militer ruh. Koleksiyonları dikkatlice inceleyin. Moda haftalarının ilk kez düzenlenmeye başladığı yıllardan bu yana sırayla birbirlerini izliyorlar.

2010’lara gelince… Geriye bakmak dışında bize neler sunuyor? İlk birkaç yıl birçok editörün ortak şikayet ettiği şey günümüzü yansıtan bir stilin olmayışıydı. Yine bu 10 yıllık dönemin tam ortasında ‘‘trendsizlik’’ ön plana çıktı. Hatırlarsanız sunulan koleksiyonların ardından Anna Wintour dergisinin YouTube kanalı için çekilen bir videoda şöyle söylüyordu. “İlk defa koleksiyonları birkaç başlık altında inceleyemediğimi görüyorum. Bireysellik ön planda, herkes farklı bir şey hazırlamış.” Evet ilerleyen dönemlerde gördük ki çok sesliliğe önem veriliyor, her fikir her zamankinden daha fazla dinleniyor. Ama bu, “90’lara önce grunge ardından minimalizm” damgasını vurdu demek gibi, akımlar halinde özetlenebiliyor muydu? Pek tabii, hayır. Dönemin ruhunu yansıtan trend kısa süre içinde kendini gösterdi.

Şimdi, öncelikle şu soruyu sormazsak olmaz! Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan? Yani spor giyim nasıl bir anda gündemimizde baş köşede olmaya başladı? Ya da tetikleyicisi neydi? Bir anda ortalık avokado, kale, chia tohumu gibi pek de alışık olmadığımız yiyeceklerle dolar oldu. Farkındayız bunun moda endüstrisiyle alakası yokmuş gibi bir yanı var. Ancak bir trendin akıma dönüşmesinin altında birden fazla disiplini aynı anda etkilebilme gücü yatıyor. İçinde bulunduğumuz 2000’li yılların ikinci 10 yıllık döneminde herkes spor yapmaya başladı. Boğaz hattındaki kıyı şeridi, Maçka Parkı… İlk önce sadece exclusive olan spor salonları bir anda zincire döndü. Herkes pilates yapar oldu. Spor sırasında giyilen taytlar sokağa taştı. Ardından her köşeden farklı sneaker modelleri bize gülümser oldu. 80 yıllık moda evleri couture kıyafetler altında sneaker giyen modelleri podyuma yolladı, markalar en çok sneaker’dan kör eder oldu. Givenchy’yi hatırlayın: Bugün bir Balenciaga sneaker moda sektörü için ne ifade ediyorsa beş sene önce bambili sweatshirt’ler aynı sorumluluğu yüklenmişti. Ve oyuna en son dahil olan kısa taytlar arz-ı endam etti podyumlarda. Özünde bisikletçiler için tasarlanan bu taytlar artık hazır giyimde, yüksek modada sezonun en önemli trendi olarak moda dergilerinin sayfalarındaydı. Hayır, modeller taytlarla spor yapmıyordu. İşe giden bir kadını, üstünde blazer olan bir patronu altında bisiklet taytlıyla işe göndermeye başladı tasarımcılar. Şıklık öldü, sen çok yaşa spor giyim!

Trend ilk başta “Athlesiure” olarak anılmaya başlandı. Özerinden neredeyse beş sene geçtikten sonra da spor giyim ve hazır giyimi yeniden yorumlayan sportif dokunuşların arasında çizgi muğlaklaştı.

Zaten nasıl muğlaklaşmasın. Bugün tam 167 milyon dolarlık bir endüstriden bahsediyoruz. Fashion System’ın daha önceki sayılarında da yer verdiğimiz gibi Lyst’in en popüler ürünler listelerinde sadece sneaker’lar yer alıyordu. Beyonce Adidas ile işbirliğine gittiğini açıkladığında tam bir Z jenerasyonu söylemiyle ‘‘internet çöktü’’. 2019 yılında bir önceki yıla kıyasla satışlarda yüzde 8 oranında da büyüme kaydedilmiş.

Amerika Birleşik Devletleri’nde iki büyük kurumsal şirket Goldman Sachs ve JP Morgan artık ofise takım elbise giyme olayını opsiyonele çekmiş. Lululemon gibi şirketler ise çok amaçlı koleksiyonlar hazırlamanın peşinden gidiyorlar. Nedir bu çok amaçlar: Pantalonlar en az eşofmanlar gibi esnek, koleksiyonların ortak sloganı ise aynı kıyafetlerin ofis ve seyahat ortamında kullanılabilecek rahatlıkta olması.

Trendin ne kadar etkili olduğunu Levi’s CEO’su Chip Bergh bundan birkaç yıl önce New York Times’a verdiği bir röportajda anlatıyor. Ama önce, şunu sormak gerek: Siz de artık jean alışverişine çıktığınız zaman bir 10 sene önce aldığınız modelleri bulamamakta ve her modelin tayt gibi esnek olduğu konusunda şikayet ediyor musunuz? Bunun sebebini Bergh, 2015 yılında çok net anlatmış: “Athleisure’ın yükselişi ile özellikle kadın kategorisinde jean  satışlarında bir azalma kaydedildi. Bu sebeple ekibimden yeni bir koleksiyon tasarlamaların istedim. Kullanılan kumaş, daha hafif, yumuşak ve esnekti.” Sonuç mu? Sonuçta Levi’s satışlarını 200 milyon dolar değerinde artırıyor.

2019 yılında ise moda endüstrisi içinde spor giyimin pazar payı yüzde 30 oranında büyüme kaydetmiş. Sadece Birleşik Devletler’de 2017 yılında 323 milyar dolar bir büyüklüğe sahip olan spor giyimi bu yıl da yüzde 7 oranında bir büyümenin eşiğinde. Artık daha ‘‘casual’’ kıyafetler mi giyer oldunuz? İşe giderken ayağınızda spor ayakkabı mı var? İşte, büymenin sebebini de bu açıklıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here