Türk Moda Endüstrisinin Gücü Nereden Geliyor? Bölüm 2

0

“Türk moda endüstrisinin gücü nereden geliyor?” başlıklı dosya konumuzun ikinci bölümünde Türkiye’nin önde gelen hazır giyim üreticilerinin ve ihracatçılarının kapılarını çaldık ve yönetim kurulu başkanlarıyla bir araya gelerek hazır giyimdeki değişimi, gelecekte bizi nelerin beklediğiniz, endüstri 4.0, sürdürülebilirlik, e – ticaret gibi konuları masaya yatırdık ve en önemlisi şu sorunun cevabını aldık: “Hazır giyimin başarısının ve gücünün kaynağı ne?

Dosya konusunun birinci bölümünü ise buradan okuyabilirsiniz.   

Mehmet Kaya TYH Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı

Mehmet Kaya

Hazır giyimin başarısı nereden kaynaklanıyor?

1980’li yılların başlarında çıktığımız ihracata yönelik hazır giyim üretimi yolculuğumuz ülkemizi dünya hazır giyim arenasındaki en önemli oyuncularından biri haline getirmiştir. On yıllardır devam eden bu çalışmalar hedef pazarlardaki Made in Turkey algısını kaliteli ürün algısıyla eşanlamlı duruma getirmiştir. Türkiye’nin içerisinde bulunduğu coğrafyadaki hedef pazarlara yakın olma durumu nitelikli ürün ve servis anlayışımızla birleştiğinde gerçek gücümüz ortaya çıkmaktadır. Hazır giyim endüstrisi ülkemiz kalkınmasında hem sürekli döviz fazlası vererek katma değer yaratması hem de istihdama ciddi katkı sağlamasıyla öncü sektörlerin başında gelmektedir. Kalkınmanın en önemli dinamiklerinden olan kadın iş gücünün ekonomiye kazandırılması konusunda da uzak ara öndedir hazır giyim.

Hazır giyim ne yönde değişiyor?

Milenyum sonrası yaşanan dijital dönüşüm patlaması ve Endüstri 4.0 ve Yapay Zeka uygulamaları ülkemizde ve dolayısıyla sektörümüzde de önemli değişimlere sebep olmaktadır. Özellikle hedef pazarlardaki müşterilerimizin hızla kabuk değiştirerek internet ortamında satış yapmaları ve bu alanda çok büyük yeni oyuncuların pazara dahil olmaları sektörümüzde de paralel geliştirme ve iyileştirmelerin yapılması ihtiyacını doğurmuştur. Hazır giyim üretiminde her aşamada mutlak teknoloji iyileştirme ihtiyacı içindeyiz. Günümüz dünyasında hemen herkesin dilinden düşürmediği sürdürülebilirlik konusu bizim de en önemli başlığımız haline geldi. Kısa zamanda ticari bir dönüşü olmayacak birtakım yatırımların da bu dönemde yapılması gereği zaten sermaye yetersizliği olan sektörümüz temsilcileri üzerinde ilave yüklerin oluşmasına sebep oldu, oluyor. Çevre bilincinin daha öne çıkması enerji ve su kullanımında tasarrufa imkan sağlayacak yöntem ve ekipmanların da öncelik olmasına sebep oldu.

“Sektör, teknik standartlarını yükseltmek için bahsedilen yatırımları yaparken, sosyal standartlar ve çalışan hakları konusunda da dünya standartlarını yakaladı.”

Sizce Türkiye moda sektörü önümüzdeki yıllarda hangi alanlarda öncü olacak ve global olarak adını olacak?

İmtiyazlı ticaretin ortadan kalkmasıyla önümüze açılmaya başlayan Kuzey Amerika pazarının da portföyümüzde hak ettiği yeri alması, uygun ve istikrarlı bir ekonomik stabilizasyonla beslenebilirse ülke olarak marka değerimiz yükselecektir. Zaten nitelikli bir kabul düzeyi olan moda sektörü temsilcilerimizin bu bayrağı en yukarıya taşıyacağından hiç endişe duymuyorum. Dünya çapında tasarım yapan tasarımcılarımız var ve sayıları daha da artabilir. Bizlere düşen, tecrübe ve güçlerimizi birleştirip, devletimizin de desteğini arkamıza alarak hedefe yönelmektir. Kaynakların heba edilmeden bir strateji dahilinde kullanılmasıyla global oyunculuk mümkün olacaktır.

Hazır giyimde ilk bakışta dikkat çekmeyen, arka plandaki kahramanlar kimler, size göre?

Bence sektörümüzün gizli kahramanları yetenekli üretim kabiliyetleriyle her türlü tasarıma can vererek ürün haline getiren operatör arkadaşlarımız ve tabii ki her zaman gururumuz olan kadın çalışanlarımızdır. Kalkınmanın kahramanı kadınlarımızdır bana göre.

Gelecek için neler öngörüyorsunuz?

Yukarıda özetlemeye çalıştığım gibi çevresel etkenlerin öne çıktığı, sürdürülebilir, insana saygının ön planda olduğu bir noktaya doğru ilerleyeceğimizi öngörüyorum.

“sorun cari açıksa çözümü hazır giyim” – Kemal şahin

Kemal Şahin – Şahinler Holding Yönetim Kurulu Başkanı

Kemal Şahin

Hazır giyim endüstrisinin başarı kaynağı sizce ne?

Öncelikle ihracattan geliyor. Türkiye’de ihracat hazır giyimle başladı. 17 – 18 milyar dolarlık hazır giyim ihracatıyla dünyada önemli bir aktör oldu. Özellikle hızlı tedarik, hızlı moda ve ürün çeşitliliği, Türkiye’de hazır giyim sanayisinin ve tekstil sanayisinin gelişmesine ve bu alana yatırım yapılmasına sebep oldu. Halen Türkiye bu konularda büyük moda devleri için vazgeçilmez bir ülke.

Endüstri en çok hangi alanlarda dönüşümden ve değişimden geçiyor? Türkiye bunlardan nasıl etkileniyor? Şahinler Holding bundan nasıl etkilendi?

Başlangıçta Avrupa’da ve Türkiye’de butikler ve orta çaplı firmalar vardı. Onlara tedarik yapan firmalar ihracatçıydı. Ama son zamanda ciddi bir globalleşme ve rekabette üstün olan firmaların çok hızlı büyüyüp orta ve küçük çaplı firmaların yok olduğu bir trendi yaşıyoruz. Nitekim Türkiye’de de bazı gruplar çok büyüdü ama bazıları da piyasadan çekildi. Biz de Şahinler Holding olarak eskiden Avrupa’daki ve diğer önemli pazarlarda, küçük ve orta ünitelere de hizmet ederken son zamanlarda büyük firmalara yöneldik. Hazır giyime ve ihracata konsantre olarak dünyadaki büyük oyuncuların tedarikçisi olma konumunda firmalarımızı konuşlandırdık. Yüksek adet yapan, çok hızlı hizmet verebilen, aynı zamanda kendi stilistleriyle modayı yapabilen ve dünya çapında tedarik edebilen formatları oluşturduk. Avrupa’daki firmalarımız çok hızlı dizayn yapan ve müşterilerine koleksiyonlar sunan yapılarda olup, Avrupa’nın büyük firmalarını müşteri olarak kazandı. Türkiye’de de dünya oyuncularının ihtiyacı olan yüksek kapasitelerde üretim yapan fabrikalar geliştirdik. Müşterinin ihtiyacına cevap verebilecek kalitede, çok hızlı üretim yapabilen esnek yapıda çalışma metotları oluşturduk. Aynı zamanda talep edilen sosyal sorumluluk projelerinde yine getirerek dünyada büyük formatların aranan partnerleri olma yönünde epey yol aldık. Büyük müşterileri ihtiyaçlarına göre insan kaynağı yapımızı oluşturup talebe göre yeni kapasiteler açmaktayız ve fabrikalarımız büyümeye devam ediyor. Aynı zamanda üretim bantlarımızı ve müşteriyle olan beraber çalışmamızı daha verimli hale getirecek üretim modellerine geçiyoruz. Yeni teknolojiyi de en iyi şekilde kullanmaya çalışıyoruz.

“Üretim bantlarımızı ve müşteriyle olan beraber çalışmamızı daha verimli hale getirecek üretim modellerine geçiyoruz.”

E-ticaret hazır giyim ve tekstili nasıl değiştirecek?

Son zamanda bazı firmalar büyüyüp çok mağaza açarken e-ticarette yeni yeni formatlar çıkıyor. Bu aynı zamanda mağaza zincirlerini e-ticareti de kullanmak zorunda bırakıyor. Genel olarak Avrupa’da da e-ticaret yavaş yavaş mağaza perakendeciliğini sıkıştırmakta ve onlardan pazar payı kapmaktadır. Dolayısıyla bazı firmalar küçülme trendine giriyorlar ve bunu bir yerde e-ticaretle karşılamaya çalışıyorlar. E-ticaretin müşterinin ayağına malı dünyanın neresinde olursa olsun rahat yollaması ve kolay geri iade etme gibi imkanlar sunması, onların daha hızlı büyümesine neden oluyor. Bu sistem gelecekte de e ticaretin pazardan daha büyük pay almasını sağlayacaktır. Avrupalı dev oyuncular da kombin, e-ticaret ve mağazacılığı birden yapan formatlar geliştirmeye çalışıyor.

Sektöre yönelik devlet destekleri nasıl olmalı?

Türkiye’nin hazır giyim sektörünü destekleyecek mekanizmalar geliştirmesi, lazım. Çünkü hazır giyim, dışardan gelen hammadde katkısı çok az olan, net ihracat yapan bir sektördür. Demir- çelik, otomotiv gibi sektörlerin ise girdileri önemli ölçüde döviz kaynaklı olduğu için net ihracatları çok daha azdır. Hazır giyim aynı zamanda emek yoğun ve yüksek istihdam yaratan bir sektördür. Ayrıca Anadolu’ya yayılarak eğitim seviyesi kısmen düşük olan vatandaşlarımıza da iş imkanı sağladığı için Türkiye’nin dengeli kalkınmasına çok önemli katkılar sağlamaktadır. Hazır giyim Türkiye’nin ihracatı için stratejik bir sektördür ve öyle de kalacaktır. Bence devletin bu sektöre, alt yapı, kredi, çalışanların eğitimi, istihdamı gibi konularda destek vermesi gerekir. Bu sektörün büyümesi, Türkiye’den moda zincirlerinin çıkıp dünyaya yayılmalarını sağlayabilir. Hazır giyim gibi turizm de net döviz geliri sağlayan önemli bir sektördür. Bence Türkiye’nin cari a.ıkla karşılaşmamak için bu iki sektörü ciddi olarak desteklemesi gerekir.

“çevre ve sürdürülebilirlikte öncülük zamanı.” – osman benzeş

Osman Benzeş – APS Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı

Osman Benzeş

Hazır giyimin başarısını ve gücünü siz hangi faktörlere bağlıyorsunuz?

Sektörümüzün gücü geçmişinden geliyor. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyetin 10. yılında, 11 Temmuz 1933 tarihinde Sümerbank’ı kurdurarak bu sektörün ilk tohumlarını atmıştır. O köklerin sağlam olması bizim en büyük gücümüz. Çalışkan bir insan gücüne sahibiz. Birkaç kuşaktır bu sektörde çok ciddi bir bilgi birikimi oluşturduk. Rakiplerden daha hızlı değişime ayak uydurabiliyoruz. Pazarlara yakınız. Sağlıklı bir sermaye yapısına kavuştuk. Tasarım kabiliyetimiz üst seviyede. Gelişmiş bir yan sanayimiz ve uzmanlaşmış bir lojistik ağımız var. Bunlar Türkiye’yi rakiplerine göre avantajlı kılıyor. Eşsiz bir coğrafyaya sahibiz. Müşterilerimiz buraya sadece iş yaptırmaya gelmiyor. Aynı zamanda kültür, tarih, gastronomi için de geliyor.

Bir yandan da büyük bir dönüşümden geçiyoruz. Değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Küresel ticaret standartları çok hızlı değişiyor. Teknolojik gelişmeler üretim ve tüketim arasındaki ilişkiyi de çok değiştirdi. Artık her şey çok hızlı yapılıyor. Biz aslında bir hazır giyim sanayicisiyiz. Ama bugün şirketime bakıyorum, aynı zamanda bir tasarım şirketi, aynı zamanda bir perakendeci, aynı zamanda bir teknoloji şirketi, aynı zamanda bir lojistik şirketi, aynı zamanda bir e- ticaret şirketi… Yani üretimin yanında günümüz koşullarının gerektirdiği donanıma sahip olmanız gerekiyor. Artık sadece üretim işimizin küçük bir parçası. En büyük değişim bu.

E-ticaret sektörü ve perakendeyi nasıl şekillendiriyor?

Mağazacılık konusunda deneyim sahibi değilim. Bir üretici olarak gözlemlerim var. Ürettiğimiz malın yarısını markalar artık, sanal ortamda satıyor. Outletler Ölüyor; internet onun yerini aldı. İnternetle birlikte fiyatlar ucuzluyor adetler artıyor. Bu da aslında bizlere rekabette avantaj sağlıyor. Çünkü yakın coğrafyaya hızlı ürün yapma ve gönderme gücümüz var. Rakiplerin bizim pazarlarımıza bizim kadar hızlı ve uygun maliyette, kaliteli ürün yapma şansları yok. Eğer firmalarımız bu yeni dünyaya uyum sağlayacak dijital dönüşümü yapabilirlerse, sektörümüzün önünde yeni kapılar açılacak. E- ticaret bizim açımızdan çok büyük fırsatlar barındırıyor.

“Biz Türkler su yüzünde kalmayı çok iyi beceren bir milletiz. Bunca kriz gördük, hepsini de güçlenerek atlattık. Katma değeri yüksek kaliteli ürün yapmakta güçleneceğiz.”

Sizce Türkiye moda sektörü önümüzdeki yıllarda hangi alanlarda öncü olacak ve global olarak adını duyuracak?

Biz Türkler su yüzünde kalmayı çok iyi beceren bir milletiz. Bunca kriz gördük, hepsini de güçlenerek atlattık. Katma değeri yüksek kaliteli ürün yapmakta güçleneceğiz. Kendi markalarımızla ihracat yapacağız. Bilgi ve becerilerimiz artacak; bu konuda bu sektör hep öncü olacak. Kadınların hayata katılması, iş dünyasına girmesi konusunda çok önemli bir rolümüz olacak. Çevre, doğal kaynaklar, sürdürülebilirlik konularında da yine bizim sektörümüzün öncü olacağını düşünüyorum.

Hazır giyimin görünmeyen kahramanları kimler?

Kadınlar. Net. Bu sektörün tek kahramanı onlar.

Dijital ve yapay zeka moda endüstrisini sizce gelecekte nasıl bir noktaya taşıyacak?

Bu tür gelecek ile ilgili tahminler, yazılar, raporlar beni ürkütüyor. Yapay zeka işlerimizi alacak, bildiğimiz meslekler ölecek, robotlar insanların yerlerini alacak gibi gelecek öngörülerinin çoğu doğru. Ama ben insani duyguları olmayan bir sistemin kurulamayacağını düşünenlerdenim. Dünyada çok fazla alanda eşitsizlik var. Gelir dağılımı her yerde çok adaletsiz. Bu kadar eşitsizliğin olduğu sistemler sürdürülemez. Yapay zeka ile dünya işlerini görebiliriz. Ama duygularımızı yönetemeyiz. İnsana manevi yönü yüksek arayışların yön vereceğini düşünüyorum.

“E-ticaretin cirodaki payının 10 yıl içinde küresel çapta yüzde 50’ye ulaşacağını öngörüyorum.” – HALDUN BOZ

Haldun Boz – Nova Group Yönetim Kurulu Başkanı

Haldun Boz

Türkiye hazır giyim endüstrisinin gücü sizce nereden geliyor?

Sümerbank ve diğer devlet girişimlerinden yetişen kadrolar ve 1950’den sonra özel sektörün de önemli yatırımları sayesinde tekstil know-how birikimine sahip yeni bilgi ve işgücü kadroları, Türkiye’nin önemli bir tekstil ülkesi haline gelmesine önderlik etmiş ve büyük katkılarda bulunmuşlardır. 1960’lardan sonra Batı ülkelerinde işgücünün göreceli olarak pahalılaşması ve bu ülkelerin alım güçleri sayesinde işgücünün daha ucuz olduğu ülkelerden dış alım yoluna gitmeye başlaması, oransal olarak Kuzey’e göre biraz daha az gelişmiş Akdeniz ülkeleri olan Fransa, İtalya ve hatta Yunanistan’da hazır-giyim, konfeksiyon sanayisinin gelişmesine ve bu ülkelerin daha gelişmiş diğer Batı ülkelerine sanayi tipi hazır giyim satmalarına olanak vermiştir. Batı ülkelerindeki tüketimin hızla gelişmesi ve tüketim ve zenginlik göstergesi olarak güzel ve modaya uygun giyinmenin toplumsal bir farkındalık unsuru olarak algılanması hazır giyim tüketimini çok hızlı bir şekilde yukarılara taşımış ve gelişime giderek daha büyük kapasite gereksinmelerine ve yeni tedarik pazarları arayışlarına yol açmıştır.

Endüstri en çok hangi alanlarda dönüşümden, değişimden geçiyor? Türkiye bunlardan nasıl etkileniyor?

Endüstride artık hemen her alanda çok hızlı bir dönüşüm yaşanmakta. Bu dönüşüm tüm iş süreçlerinde ve etik değerlerde baş döndürücü bir hızla gerçekleşiyor. Bugün, henüz birkaç yıl önceki iş modelleri bile geçersiz olmuş durumda. Tüm sanayi her şeyden önce insana, canlıya ve çevreye duyarlı ve saygılı olmak zorundadır. Bunun farkındalığını yaşamayan hiçbir işletme ya da kurum yaşayamayacaktır. Teknoloji, sekt.rün iş yapış bi.imlerini çok hızlı bir dönüşüm ve değişime zorlamaktadır. Giyim sanayisi öncesi “terzilik ya da tailoring” kavramları teknoloji ile birlikte bir anlamda yeniden ama çok daha üst düzeyde geri dönmeye başlamakta, kişiye özel giyim türleri gündeme gelmekte. Sanal gerçeklik ile somut iş yapma biçimlerinin konuşulduğu, makinelerin akıllandığı, bilgisayarın ve yazılımın her yere girdiği, mavi yakalı çalışanların “işçi” değil artık her birinin ayrı bir “iş operatörü” olduğu yeni bir üretim dünyasına doğru çok büyük bir hızla yol almaktayız. Burada önemli olan, bu hıza ayak uydurabilmek kadar bu hızı da sindirebilmektir. El becerisi isteyen alanların çok olması nedeniyle hazır giyimde teknolojik dönüşümün biraz daha yavaş gerçekleşiyor olması kimseyi aldatmasın; sektör geleceği şimdiden yaşamaya başlamalı.

Mağazalar ve e-ticaret arasındaki denge önümüzdeki yıllarda ne şekilde kurulacak sizce?

E-ticaretin en hızlı ve kolay geliştiği alanlardan biri hazır giyim sektörü olmakla birlikte, bu oran ülkemizde henüz yüzde 3-4 düzeyindedir. ABD ve İngiltere gibi ülkelerde yüzde 20’leri bulan ve hatta geçen bu oranı biz de yıllar içinde mutlaka yakalayacağız. Benim kanaatim bu oranın 10 yıl kadar bir sürede küresel çapta yüzde 50-50 gibi noktaya geleceğidir. Ancak, bu noktada kesin çizgilerle ayrılmış bir dağılım olacağını düşünmüyorum. Sanal ve artırılmış gerçeklik teknolojileri ile her bir fiziksel mağaza aynı zamanda bir online ticaret alanı haline gelirken her bir e-ticaret alanı da bir tür fiziksel mağaza gibi algılanabilecektir. Fiziksel mağazaların tamamen yok olmasını kesinlikle beklemiyorum çünkü alışveriş en azından günümüz insanı için zaman kaybı değil bir sosyal gereksinme olarak algılanmalıdır. İnsanların yalnızca bir cama bakarak, dokunmadan ve hatta fiziksel olarak denemeden her ürünü satın almak isteyeceklerini pek düşünmüyorum, en azından “basic” olmayan ürünler için bu böyle olacaktır. Fiziksel perakendede mağaza boyutlarının küçüleceğini, boş alanlardan arınma olacağını ve fahiş düzeylere gelmiş kira ve işletme bedellerinin tüm dünyada hızla düşeceğini öngörüyorum. Çok markalı mağazacılıktan daha çok “mono brand” perakendeciliğin e-ticaret ile bütünleşik bir biçimde, kişiye özel, “tailored” bir tarzda gelişmesini bekliyorum. Bu arada bir diğer unsur olarak, e-ticarette özellikle de büyük portallarda stok temizleme amaçlı aşırı ucuz, taklit ürün yoğunluğunun bulunması ve bu ürünlerin kalitesizlik sorununu büyütmesi, bu nedenle çok büyük iade oranlarının oluşması e-ticaretin hakkıyla gelişmesi önündeki çok büyük engeller olarak durmaya devam etmektedir.

“trend ve tasarım konusunda türkiye ciddi bir değişim yaşıyor.” – Ahmet Akbalık

Ahmet Akbalık – Özak Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı

Ahmet Akbalık

Türkiye hazır giyim endüstrisinin gücü nereden geliyor?

Türkiye’nin gelişen ilk sanayilerinden biri hazır giyim. Avrupa’yla çok iş yaptığı ve batı kültürünün ne beklediğini çok iyi bildiği için ister istemez buradan da bir etkilenme söz konusu. Hem bu noktada kendi üretim kapasitesini ve alt yapısını buna göre düzenliyor hem de daha sistematik ve sürdürülebilir bir üretim sağlıyor. Hazır giyim iş yapma şeklini ve kendini güncelleyen bir sektör aynı zamanda. Günün koşullarına göre şekilleniyor. Her ne kadar marka çıkarma konusunda atacak daha çok adımımız olsa da üretim gücü açısından çok ilerideyiz. 80’ler sonrasında üretim ağırlıklı olarak basic üzerineydi ama günümüzde artık bu anlayış da kırıldı; yüksek moda alanında da iddialıyız. Nitelikli ürün kapasitemiz var. Bu da geçmişteki gelişimler ve değişimler sayesinde oldu. 90’lı yıllarla birlikte endüstri, piyasanın şartlarına göre kendini güncelledi ve yeniledi. Bundan sonra da markalaşma başlayacak.

Peki bu endüstri hangi alanlarda sizce değişimden geçiyor?

Trend ve tasarım konusunda Türkiye ciddi bir değişim yaşıyor. Ama endüstri olarak bir dönüşümün olduğuna inanmıyorum, çünkü makinelerin yüzde 98’i ithal olarak geliyor bize; Türkiye bunları üretmedikçe de tam bir değişimden bahsedemeyiz. Kendi üretim kapasitemize göre makineler yapmamız gerekirken şu anda Uzakdoğu ve Avrupa’nın öngörüleri doğrultusunda makineleri tedarik ediyoruz. Yani makine endüstrisinin Türkiye’de gelişmesi gerekiyor. Ama üretim anlanında baktığımızda geçmişe göre, daha nitelikli ürünler ortaya çıkıyor.

Peki Türkiye’deki moda endüstrisi, Endüstri 4.0 ve dijital dönüşüm konularında ne durumda?

Sektör bence bu konuda da çok yeterli değil. Üretim bantlarındaki çalışan performanslarını ölçmek için dijital altyapılar var ama tüketici reflekslerini ölçen ya da doğru tanımlayan bir çalışma yok. Tamamen tüketici odaklı değil de müşteri odaklı ilerliyor tüm süreç. Halbuki ‘‘tüketici odaklı’’ gitse ve dijital açıdan da altyapı onu desteklese, üretimi de ileri bir noktaya taşıyacak. Ayrıca üretim tarafını da düşünecek olursak yapay zeka gibi dünyanın büyük adımlar attığı konularda sektörün çok fazla geliştiğini düşünmüyorum. Eski tekniklerle devam ediyorlar; bazı şirketler belki kullanıyordur ama genel olarak sanayiye yansımış değil.

‘‘Türkiye hazır giyim endüstrisi gücünü aslında nitelikli sanayicilerden alıyor. Çok sayıda nitelikli sanayicimiz var hazır giyimde, ki bunlar da birçok farklı sanayiye, sektöre rol model oldu.’’

Hazır giyim endüstrisini global pazarlarda hangi alanlarda öncü görüyorsunuz?

B ve B grubu altı ürünlerin maliyeti her geçen gün artacağı için üretimi de zorlaşacak. Avantajımız, bulunduğumuz coğrafya ve ürünleri hızlı ulaştırabilme kapasitemiz. Maliyet açısından bakacak olursanız da Mısır, Tunus gibi ülkelerin Avrupa büyük payları var. Uzakdoğu’yla da yarışamayız. Bu ülkeler, başta Uzakdoğu olmak üzere, fiyat konusunda avantajlar sağlıyor ama biz lokasyon olarak pazara daha yakınız ve hızlı servis konusunda başarılıyız. Yine de yakın gelecekte Türkiye’nin rekabet etme şansı çok fazla yok. A ve B plus alanlarına eğilip oralarda gelişme sağlaması lazım.

Sektörün gücünün sahne arkasındaki dinamikleri neler?

Türkiye hazır giyim endüstrisi gücünü aslında nitelikli sanayicilerden alıyor. Çok sayıda nitelikli sanayicimiz var hazır giyimde, ki bunlar da birçok farklı sanayiye, sektöre, rol model oldu. 90’lardan bu yana gelişmeler var. Buradaki en önemli konu şu: sanayide belirli teknolojilerle sınırlanmamak lazım; mesela İtalya’da olduğu gibi mobilya ve otomotiv sektörünün kullandığı makinaları da hazır giyim sektörüne entegre etmeliyiz. Buralarda çok daha verimli sonuçlar elde edilmeye başlandı.

İşte, Endüstri 4.0 bu aslında: farklı teknolojilerden de faydalanabilmek…

Halbuki özellikle denim pantolon üretiminde kullanılan püskürtme gibi birçok teknik, mobilya üretiminde kullanılan makinelerin entegrasyonuyla oluşturulabilir. Teknolojinin doğru kullanılabilmesi için beklentinin çok net ortaya konup, buna göre çözümlerin de makineciler tarafından doğru şekilde tanımlanması gerekir. Bu da şirketlerin bakış açısıyla ilgili.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here